MENÜ ☰
Ahmet Şimşek Koleji
Kadıköy Gazetesi » Yazarlar » Artık korkmuyordu.
Nazan Şara Şatana
Artık korkmuyordu.


Eski bir gemi vardı görünen uzaktan. Hatta çok uzaktan… Vakit akşamla gecenin birleştiği karmaşık bir andı. Ne çok karanlık ne de aydınlık ikisinden de biraz. Gemi uzakta ama küçük, yanıltıcı halini biliyorsun biliyorsunda çok ta umursamıyorsun. Neticede gemi. Neticede deniz. Neticede akşam. Neticede bilinmeyen!

Neticeler bir araya gelince bir bulmaca oluyor haberin yok.

Açalım biraz evet neticede gemi ama ürkütücü, katkatları birbirine yığılmışta altında bir ev kalmış misali duruyor. Pencereleri var küçük kare – kare biçimlendirilmiş gibi camları, onları titrek ışıklar aydınlatıyor bir fener ya da birkaç mum diyorsun ışığın sebebini kendinle soruştururken. Küçük pencereler sen yaklaştıkça deniz gibi, gemi gibi büyüyor farkındasında oralı olmak işine gelmiyor. Bu işin sonunda korkmak var kaçmak var uzaklaşmak var. Varda birde verilmiş sözler var. Mangalda ateş bırakmamıştı oysa akşam. Tırs gelir vırıs gider dediğinde kendi de inanıyormuydu. Kolu çengelli kaptanın anlattığı korkulu hikâyelerini dinlerken! Yoksa içtiği birkaç kadeh şarapmı kendini cesur kılmıştı. Bir insan ya korkak ya cesur olmalı derdi babası, bu neydi şimdi? Akşam cengâver sabah tavşan! Hatta kaçmak için bir fırsat kollayan bir mahkûm. Hala yaklaşıyordu sırtında çuval benzeri torbası ile ilerliyorken ayakları da gördüklerinden memnun olmayan gözlerin ve aklın verdiği sinyallerle geri – geri gidiyordu. Ama nafile ok yaytan çıkmıştı hedefi ıskalasa bile bir yerlere gidecek bir yerle saplanacaktı. Çıkmıştı işte gidiyordu. Gemi büyüyordu. Deniz enginleşiyordu. Pencereler daha bir seçilir hale gelmişti.

Gemilerin rengi ne renk olurdu diye bir soru yöneltti kendine sanki çok gemi görmüş, ya da çok yerlere gitmiş, ya da çok korsancılık oynamış gibi. Bilmiyordu ki. Denizi ilk defa görmüş biri geminin ana rengini nereden bilecekti. Köyünde bir deresi vardı onda da kâğıttan kayıklar bile gidemezdi. Yaklaşınca bir şey daha dikkatini çekti. Bu geminin üstünde iki adet dev gibi, canavar gibi bakan ışıklar vardı. Gülümsüyorlardı sanki meydan okuyorlardı karanlığa. Biraz rahatlamıştı kocaman ışıkları görünce ama gözü ışığa alışınca rahatlama titremeye dönüştü. Işığın aydınlattığı korkunçluk karanlıktakinden daha kötüydü. Bu neydi. Ay mı dalga geçiyordu kendiyle bu kadarda olmazdı ki.

“Gündüz gözüyle görsem hiç korkmazdım bundan da gece karanlıkla ışıklar oyun oynuyorlar. Ne kadar çok direk var” diye düşündü uzaktan da olsa geminin üstünde gökyüzüne doğru çıkmış uzantıları görünce. Biraz daha yaklaştı adımları hiç istemesede verdiği sözü vardı, gidecekti. Korkacaktı ama gidecekti. İstemeyecekti ama yapacaktı. Söz ağızdan bir kere çıkardı. Üstelik çok ta atıp tutmuştu oraya gitmeliydi. Yaklaşınca geminin heybetinden başının döndüğünü hissetti. Gemi karanlık, kahverenginin tonlarında siyahla muhabbette ahşabın en eski, en kötü hali ile karşısında devasa dururken geminin hemen altında bir kayıkta birçok tuhaf giysili adam gemiden hızla uzaklaşmaya mı çalışıyorlardı onamı öyle geliyordu. İyide gemiden uzaklaşmak neydi? Tam tersi gemiye girmek gerekirdi, hareket zamanı yaklaşmıştı. Büyük kayık, bir sürü insan yığılmışlar kayığa hızla karaya gelmek için çırpınıyorlardı. Sonra olanlar olmaya başladı. Kıyametler koptu bir anda. Bu kadar büyük sesleri daha ince hiç duymamıştı. Sesleri demek te yanlıştı. Çünkü duyduğu ilk büyük sesten sonra kulakları herhalde sağır olmuştu ki bir başka sesi ya da sesleri duymamıştı. Sadece ortalığın sallanmasından anlıyordu bir şeylerinters gitiğini… Sonra uzaklarda bir kara gemi daha fark etti. Onun orta kısmından ateş topları geliyordu gemiye. “Aman allahım ya sekerse.” Yandığının günüdür. Gitmeliydi. Hemen uzaklaşmalıydı buradan. Bu nasıl bir belaydı ki bulaşmak üzere iken Allah onu korumuştu. Bu yine mubarek annesinin dualarından olmuş kurtulmuştu. Daha önce gelecekti hâlbuki eğer annesi gitmesin diye o kadar çok ağlayıp yalvarmasaydı. O da annesini ikna etmek için o kadar zaman kabyetmeseydi. Topların sesini tam duymasa bile o devasa gemide yaptığı hasarları görüyordu. Annesine dua ediyordu.

“Annem yine beni kurtardın. Sen bana hep doğruları öğrettinde ben neden öğrenemedim.”

Biliyordu hatalıydı. Akşam o kadar içecek, içtikten sonra kendini büyük görecek, deli – deli konuşacak, istemediği sözleri verecek biri değildi ki. Evet, o denizleri seviyordu. Uzakları merak ediyordu. Ama önce bunun yolunu bilmeliydi. Ya o eski gemide kaçan yarını olmayan korsanlardan olacaktı, ya da okuyacak, büyük ve sağlam gemilerle gittiği ve gideceği yeri bilen bir seyyah, bir bilim adamı olmayı seçecekti. Bunları bilmesi ayırt etmesi içinde böyle bir derse ihtiyacı vardı. Koşuyordu, durmadan koşuyordu. Arkasından geliyorlarmış gibi koşuyordu. Köyü çok uzak değildi. Buna karşın o köyünden bir dün bir de bu sabah çıkmıştı. Eve ne zaman geldiğini, annesinin boynuna ne zaman sarıldığını hatırlamıyordu.  Hatırladığı uzun yıllardan sonra… O gün annesi onun için ağlamasaydı, onun gitmesini engellemeye uğraşmasaydı ya ölmüş ya da gitmiş olacaktı. Hayatı boyunca annesi onun koruyucu meleği olmuştu. Yapma dediklerini anlamıştı artık annesi kendi için değil onun için istiyordu. O zarar görmesin, o üzülmesin, o yıpranmasın istiyordu. Tabiki tecrübeleri ile neyin doğru neyin yanlış olduğunu annesi kendinden çok daha iyi biliyordu. Üstelik o yüreğinin sesini dinliyordu. Oğlu için kalbi ne istiyorsa onu yapıyordu. Hangi anne bencilce önce kendini düşünürdü ki. Ama evlatlar annelerinin kıymetini ne yazık ki başlarına bir şeyler geldiğinde bilirlerdi. Yıllar yılları takip ettiğinde oda aldığı o öneli dersinden sonra şimdi doğru yerdeydi. O bilinen biriydi. O tanınan değerli bir profesör olmuştu. Annesinin içi rahattı oğlu okumuştu. Kendinin içi rahattı artık korkmuyordu… İstediği yere artık huzurla gidiyordu. Kokmadan tereddüt etmeden…

Kimbilir hangilerimiz annelerimizin sözünü dinleyerek nerelere geldik ya da dinlemeyerek neleri kaybettik!

Nazan Şara Şatana

📆 18 Temmuz 2011 Pazartesi 11:21   ·   💬 0 yorum   ·   ⎙ Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KADIKÖY'DE HAVA

İSTANBUL

BLOG

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.

PUAN DURUMU - SÜPER LİG

Sıra Takım O G B M A Y Av. P Eleme veya küme düşme
1 Göztepe 2 1 1 0 6 2 +4 4 2021-22 UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu
2 Fatih Karagümrük 1 1 0 0 3 0 +3 3 2021-22 UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turu
3 Beşiktaş 1 1 0 0 3 1 +2 3 2021-22 Avrupa Konferans Ligi üçüncü eleme turu
4 Galatasaray 1 1 0 0 3 1 +2 3 2021-22 Avrupa Konferans Ligi ikinci eleme turu
5 Alanyaspor 1 1 0 0 2 0 +2 3
6 Antalyaspor 1 1 0 0 2 0 +2 3
7 Hatayspor 1 1 0 0 2 0 +2 3
8 BB Erzurumspor 1 1 0 0 2 1 +1 3
9 Fenerbahçe 1 1 0 0 2 1 +1 3
10 Kayserispor 1 1 0 0 1 0 +1 3
11 Konyaspor 1 0 1 0 0 0 0 1
12 Gençlerbirliği 2 0 1 1 0 2 -2 1
13 Yeni Malatyaspor 2 0 1 1 1 4 -3 1
14 Çaykur Rizespor 1 0 0 1 1 2 -1 0
15 MKE Ankaragücü 1 0 0 1 1 2 -1 0
16 Kasımpaşa 1 0 0 1 0 1 -1 0
17 Gaziantep 1 0 0 1 1 3 -2 0
18 Trabzonspor 1 0 0 1 1 3 -2 0 2021-22 1.Lig
19 Başakşehir 1 0 0 1 0 2 -2 0
20 Sivasspor 1 0 0 1 0 2 -2 0
21 Denizlispor 1 0 0 1 1 5 -4 0

BAĞLANTILAR