
Köylerimizde bir zamanlar yalnızca ekmeğin değil, emeğin bereketi vardı. Günün ilk ışıklarıyla ahırlardan yükselen sesler, çobanların ıslıkları, horozların ötüşü ve köyün telaşı hayatın en sade mutluluğunu taşırdı.

Bugün ise bu doğallığı yeniden hatırlamak zorundayız. Bereket yalnızca topraktan değil; insandan insana aktarılan güven ve sevgiden doğar. Doğallık artık bir nostalji değil, bir zorunluluktur.
Üretimde samimiyet ve titizlik yalnızca ürünün kalitesini değil, toplumun vicdanını da belirler. Bizler tüketici değil, değerlerin taşıyıcısıyız. Her lokmada emeğin ahlakını aramak, geleceğe bırakacağımız en büyük mirastır.
Attığımız her adım, yarının sofralarında çocuklarımızın güvenle yiyeceği lokmalara dönüşecek. Doğallığın hatırası geçmişin bir anısı değil, geleceğin umududur. Bereketi korumak, vefayı yaşatmak ve doğallığı yeniden hatırlamak hem kendimize hem de geleceğe borcumuzdur.
Sevgili okurlarım, bugün doğallığı seçmek; yarın çocuklarımızın sağlığını ve toplumumuzun vicdanını seçmektir.
Neşat Yalçın – Nasifoğulları, Kadıköy İstanbul