
Postmodernizm, edebiyatta, sanatta karşımıza çıkan, kafa yoran bir meseledir.
Her geçen gün de daha çok kafa yormaktadır.
Birçok edebiyatçı, sanatçı bu akımın etkisinde kalmış, ürünler ortaya koymuştur.
İşin kötüsü postmodernist edebiyatçı ve sanatçıların ortaya koydukları ürünler beğenilmiş, ciddi ciddi alıcısı oluşmuştur.
Bu kadar konuşulan, konu edilen, gündem işgal eden postmodernizm nedir?
Bunu biraz irdelemek gereklidir.
Postmodernizm; modernizmin evrensel doğru, akılcılık ve ilerleme iddialarını reddeden, gerçeğin parçalı, göreceli ve öznel olduğunu savunan 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan felsefi, kültürel ve sanatsal bir akımdır.
Büyük anlatıları (ideolojiler, dinler) yıkarak çoğulculuğu, belirsizliği, ironiyi ve merkezsizliği teşvik eder.
Postmodernizm, modernizmin kurduğu katı rasyonel yapıya bir tepki olarak, hayatın karmaşıklığını ve düzensizliğini kucaklayan bir anlayıştır.
Kısacası; modernliğe karşı bir başkaldırı, isyandır.
Karmaşa, karışıklık, kuralsızlık ve ilkesizlik…
Tüm sistemlere karşı olma durumu…
Bir haklılığı var mıdır?
Kesinlikle yoktur.
Bilimsel, toplumsal gerçeklikten çok uzaktır.
Pratik yaşamda modern, kafada postmodern…
Temeli budur.
Bu temelde vardır.
İyi değil mi?
Pratikte hiçbir geçerliliğin yok ama soyut dünyada bir gerçekliliğin var.
Büyük bir konfor…
Postmodernizm, modern topluma bir tepki olarak ortaya çıksa da işin özünde kapitalist sistemin topluma bir dayatmasıdır.
Algı yanıltmasıdır.
Toplumsal yaşama karşı bireysel yaşamı kutsar.
Bireyi ön plana çıkarır.
Sınıfsal bakış açısını, dayanışmayı, emeği yok sayar.
Tüm dünyada var edilmiş kavramları, değerleri eskimiş, ilkel ilan eder.
İnsani değerleri geri bulur.
Postmodernist kafa en çok edebiyatta hayat bulmuştur; çünkü edebiyatta postmodernizmi var etmek en kolayıdır.
Ekonomide, siyasette, tarımda, sağlıkta, hukukta, ulaşımda postmodernist bakış açısını hayata geçirmek zordur.
Hatta imkânsızdır…
Üzücü olan şudur: Dünyada dünden bugüne değişen bilimsel temelde hiçbir şey yoktur.
Tüm gerçekliği ile yaşam dünden bugüne devam edip gitmektedir.
Postmodernizim, ne kadar modern toplumun öğretilerine, ilkelerine, bilimselliğine bir başkaldırı gibi algılansa da içi boş gerçeklikten uzak ve insani değerlerden kopuk bir anlayışla varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.
İçi boştur!
Modern anlayışına sadece bir eleştiridir.
Yerine koyduğu bir şey yoktur.
Kapitalizm postmodernist bakış açısını çok sevmiştir.
Postmodernizme can simidi gibi sarılmış; parlatmış, cilalamıştır.
Sonuçta: postmodernist kafasının bu topluma sunacak çok da bir şeyi yoktur.
Pop müzikte olduğu gibi bir dönem var olur…
Sonra yok olur gider…