
Kredi kartı limitleri yeni bir düzenleme gibi sunuluyor. Oysa 5464 sayılı kanunla 20 yıl önce düzenlenmiştir
Tüketici Örgütleri Konfederasyonu (TÖK) Genel Başkanı Fuat Engin, BDDK tarafından alınan kararla kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılması uygulamasına başlanması ile Kredi kartı limitlerinin sınırlandırılmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin kamuoyuna ” kredi kartı borçlularına müjdeli habermiş gibi sunulduğu, İhtiyaç Kredilerinin (kredili mevduat hesapları dahil) ve Kredi Kartı borcu olan sayısı milyonu aşan tüketicilere Karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde başvuru yapılması ve 48 aya kadar vade sunularak çok yüksek faiz oranıyla yapılandırma sunan BDDK nın bu yaklaşımıyla tüketiciye yardımcı olmak yerine bankalara nakit akışı sağlanması gerçeğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Tüketicilerin yaşadıkları ekonomik sorunlar nedeniyle kredi kartıyla yaptıkları harcamaların geri ödeyemeyen tüketicinin bu kadar yüksek faizle borçlarını yapılandırarak ödeyebilmesinin mümkün olmayacağını, Diğer yandan kart limitlerinin sınırlandırılmasının yeni bir düzenlememiş gibi tüketici sunulmasının ayrı bir garabet olduğu, 2006 yılından bu yana 5464 sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanununda yer alan ancak bu güne kadar yasaya aykırı uygulamalara karşı sessiz kalınan belirten açıklaması aşağıdadır.
BDDK kararıyla başlatılan uygulama bu haliyle tüketicinin sorununa çözüm üretemez!
BDDK tarafından bugüne kadar onlarca kez bireysel kredi kartları ile tüketici kredilerine yönelik yapılandırma kararı almış ancak her biri tüketiciler açısından hayal kırıklığına dönüşmüştür. Geçmişte yapılan bu uygulamalardan ders çıkarılmadan Ocak/2026 da bir kez daha “borçlu tarafından 3 ay içinde talep edilmesi hâlinde, 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredilerine 48 ay vadeyle ve aylık %3.11 faizle yeniden yapılandırma yapılması ile toplam kredi kartı limiti 400 bin TL’yi aşan tüketiciler için limitlerin düşürülmesini öngören yeni kararlar aldığını görüyoruz.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), finansal istikrarın sağlanmasına yönelik koordineli makro ihtiyati kararlar doğrultusunda bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemeler yaptığını iddia etse de yapılandırma adı altında alınan kararın bankaların korunmasına yönelik uygulamalar olduğu açıktır. Milyonlarca tüketicinin aldığı asgari ücret ve emekli maaşları karşısında yaşanan çaresizlikten dolayı borçlandırılıp daha sonra da yeni bir faiz uygulanarak çözüm üretmeye çalışmak sizce çözüm üretir mi.
Ayrıca, kredi kartı limitlerinin düşürülmesine ilişkin düzenleme de yapılacağı ve bu düzenlemeyle 15.02.2026 tarihinden başlayarak tüketicilerin tüm bankalardaki kredi kartlarının son 12 aydaki en yüksek kullanım oranını dikkate alınarak, 400 bin TL ve üzerindeki limitleri yüzde 50 ile 80 arasında değişen oranlarda azaltılacağı ve bankaların kredi kartı limitlerini 1 Ocak 2027’ye kadar tüketicinin aylık ve yıllık geliriyle uyumlu hale getireceği açıklanmıştır. Ancak milyonlarca emekli ve emekçinin gelirlerinin 240,000 ile 336,000 olduğunu hatırladığımızda kredi kartında 400,000 TL limitin sınır olarak kabul edilmesi bir başka garabeti ortaya koymaktadır.
01.03.2006 tarih, 26095 26095 5464 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun Kredi kartı limiti başlıklı 9. maddesi, kart çıkaran kuruluş tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama net gelirinin iki katını, ikinci yıl için ise, dört katını aşamaz. Bu fıkra uygulamasında aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyi kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili kuruluşlar tarafından teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilir. Hükmü kanunda yer almasına rağmen sanki BDDK tarafından yeni bir düzenleme yapılıyormuş gibi kamuoyunun gündemine taşınması anlaşılır bir durum değildir.
2004 yılından bu yana kredi kartlarından kaynaklı sorunları gündeme getiren tüketici örgütleri olarak BDDK na soruyoruz? Bugün mü aklınız başınıza geldi yoksa tüketicinin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz. Bu sorunların ortaya çıkmasında ve her geçen gün büyümesinde aldığınız palyatif kararlar nedeniyle bankalar kadar sizde sorumlusunuz
2004 yılından bu yana dile getirdiğimiz sorunlara baktığımızda gerçek anlamda hiçbir çözüm odaklı çalışma yapılmadığını aksine sorunlara yeni sorunlar eklendiğini görüyor ve yaşıyoruz.
Tüketici kredisi ve kredi kartı kullanımından kaynaklı tüketiciyi mağdur eden sorunların her geçen gün daha da fazla boyut kazanması icra takiplerinin önceki döneme göre kat be kat artarak, takibe düşme oranının 2004 yılından bu yana en yüksek seviyeye geldiği, bu nedenle sosyal patlamaların artan oranda yaşandığı gerçeği yanında, temel gıda maddeleri, konut satış ve kiralardaki orantısız artışların yarattığı sorunlardan dolayı tüketicinin yaşamını alt üst etmesinin nedenlerinden biride Merkez Bankası tarafından her ay açıklanan fahiş orandaki akdi ve gecikme faiz oranlarıdır. Bu oranların yanında bankaların tüm yasaklamalara karşın asgari tutarı ödeyen tüketiciden başlayarak her aşamada bileşik faiz uygulamasıdır.
Son yıllarda olduğu gibi, ülkemizde yıllardır devam eden ekonomik krizin etkilerine de dikkat ettiğimizde finans sektörünün, her şeye rağmen ülkenin en karlı kuruluşları olmaya devam etmesi, tüketici yurttaşların mağduriyetine yol açan uygulamalarının artarak devam ettiğini görebiliyoruz. Uygulamalar sonucu tüketicilere yönelik olumsuzluk yaratan girişimlerin yanında, finans sektörünün haksız uygulamalarına karşı hak ve hukuk mücadelesi verilmeye devam edilmektedir!…
Önceki yıllarda olduğu gibi, 2025 yılında gerçekleşen finansal işlemler açısından sektörün yasaya ve hukuka aykırı haksız uygulamalarına başlıklarına baktığımızda;
*Sözleşme içinde tarihsiz ön bilgi formu ve sigorta sözleşmesinin imzalatılması,
*Kredi ve Kredi kartı alırken tüketiciye genel bankacılık sözleşmesi imzalatılarak almadığı hizmetlerden sorumlu tutulması,
*Kredi ve kredi kartı sözleşmesinin bir nüshasını tüketiciye verilmemesi,
*Merkez Bankası tarafından çok yüksek oranda belirlenen kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranları,
*Merkez Bankasının Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerinin kontrolsüz bir biçimde tüketiciye yük getirmesi ve ihlal edilmesi, (aynı şubede bulunan iki hesap arasındaki işlemlerden bile ücret alınması kabul edilemez bir durumdur.)
*Aidatı olmayan kredi kartı seçeneğinin tüketicinin bilgilendirilmemesi ve tüketici talebinin 30 gün içerisinde yerine getirilmemesi,
*Asgari ödemesini yapan ya da temerrüde düşen kredi kartlarına bileşik faiz uygulanması,
*Havale ya da EFT yapan tüketiciden yüksek masraf alınmasına devam edilmesi, yasal düzenlemelere rağmen aynı şubede bulunan iki ayrı hesaptan birbirine EFT/Havale yapılmasından ücret alınması. (Bu konuda denetimlerin yapılmaması)
* Kredi kartından her koşulda yüksek tutarlarda ücret/aidatın keyfi bir biçimde artırılarak alınması,
*Konut finansmanı sözleşmesi başta olmak üzere, alınan tüketici kredilerinde bilgi ve onay dışında sigorta yapılmasının zorunlu tutulması.
* Varlık Yönetim Şirketlerine (VYŞ) devredilen ölü ve canlı alacaklardan kaynaklı üretilen sorunlar,
*Tüm aykırı uygulamalara karşı kamu otoritesi olan MB ve BDDK nın görevlerini yapmaması.
Şimdi tüm kamuoyuna soruyoruz? Kredi kartında 400,000 TL limit sınır olarak kabul edilmesi aylık 20,000 TL alan emekli ya da 28,000 TL alan asgari ücretli bu borcu nasıl ödeyecek. Daha yapılandırmayı hazırlarken bile kanunun 9. Maddesinde yer alan gelirin 4 katını geçemez hükmünü kamu otoritesi olarak ihlal ediyorsunuz.
Belirtiğimiz sorunlar artarak devam ederken palyatif tedbirlerle alınan başta yeniden yapılandırmaların ÇÖZÜM üreteceğine inanıyor musunuz?
Tüketiciler olarak önerilerimiz; Öncelikli olarak yaşanmakta olan sorunların temelini oluşturan olumsuz uygulamalardan vazgeçilmesi. Kanunlara ve yönetmeliklere uygun iş ve işlemler yapılması, denetimlerin sağlıklı bir şekilde yaygın olarak yapılması.
Son olarak, tüketicinin gerçek anlamda borçlarından kurtulması, bankaların alacaklarına kavuşmasını istiyorsanız. Bankaların yüksek faiz ve bileşik faiz uygulamasından vazgeçmesi gerekliliği vardır. Ayrıca, tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarının geçmişten bu yana tüm faizlerini silerek yapacağınız bir yapılandırma ekonomik anlamada toplumsal barışı ve huzur tesis edecektir.