ทดลองเล่นสล็อต

สล็อต 2024

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

MOBİL UYGULAMALARIMIZ

Kadıköy Gazetesi

Paylaş
veya
aşağıdaki bağlantıyı paylaşın:
Anasayfa Genel Manşet

Bu Müzikal bir başka “Bir Evlilik Müzikali”

Yayınlanma:
ABONE OL

“Bir Evlilik Müzikali”nin prömiyerinde seyirci ile buluşma tarihi 2022. İki yaşına basmış bir oyundan bahsediyoruz. Hala ilk günkü heyecanı ve güncelliği sürüyor mu sizin için?

 

Aslında bu soruya en dürüst cevabım, koruduğunu zannediyor olur. Daha açık konuşmak gerekirse, oyunu ben yazdığım için sürekli güncelleme yapabiliyorum. Eskiyen, işlemeyen, çürüyen yerlerini atıp, yeni espriler, yeni durum ve konular ekliyorum… Buna çaba gösteriyorum.

O zaman şöyle sorabiliriz: Çok fazla değişime ihtiyaç duydu mu oyun güncelliğini korumak için, 2022’den bu yana ne kadarı değişti?

 

Çok fazla değil, yüzde yirmibeşi değişti diyebilirim. Aslında büyük ölçüde değişmiş. Dörtte birine müdahale etmişim. (Gülüyor.) Ülkedeki değişimler diyemeyiz ama demek ki insan ilişkileri, çiftlerin meseleleri hızlı değişiyor.

Merak ediyorum, sizi bir evlilik komedisi yazmaya iten neydi? Bir çıkış noktası vardır…

 

Bir gün, sanırım 2019 yılıydı, bir gazete haberi okudum. Hangi gazeteydi hatırlamıyorum ama haber beni çok rahatsız etmişti. Boşanma oranlarının yüzde 65’e yükseldiğine dairdi. Bu da evlenenlerin üçte ikisi boşanıyor gibi bir algı yaratıyordu okuyanda. En ufak bir kavga ve tartışmada hemen boşanabilme hali bana çok trajikomik geldi. Ufak çaplı da öfkelendiğimi hissettim hatta, bu kadar basit olmamalı diye. Tüm bu düşünce ve duygular beni bu meseleyi sorgulamaya, eski kuşakla aramızdaki fark nasıl oluştu diye merak ederek, günümüzü mizahi bir yönden ele alma ihtiyacına itti. Özetle, “Ne zaman en ufak bir kavgada markete koşar gibi mahkemeye gitmeye başladık?”, sorusu çıkış noktam oldu.

Ekip kafanızda belli miydi ve yazarken Bülent Çolak’ın yönetmenlik yapmasını hedeflemiş miydiniz?

 

Aslında hayır. Çünkü başlangıçta ben bu oyunu iki kişi için yazmıştım ve hatta oyuncuyu da buldum, ilk provaya da girdik birlikte (isim vermeyeceğim). Çünkü ben normalde tek kişilik oyuna çok sıcak bakmayan bir tiyatrocuyum ve kafamda iki kişiye dair diyaloglar vardı. Ancak, diğer oyuncu ile ilk provanın ardından, o gece sabaha dek çalışıp, oyunu tek kişilik bir oyuna dönüştürdüm. Sonra da tek kişilik oyunu hem yazıp, hem oynayıp, hem de yönetemeyeceğimi anladım tabii. (Gülüyor.) Tam burada da devreye Bülent Çolak girmiş oldu, benim çok eski arkadaşım ve mizah kafamız çok benzer onunla.

 

Nasıl yaklaştı sizce oyununuza? Hem yazar hem de oyuncu olarak size beklediğiniz alanı açabildi mi? Ya da şöyle soralım nasıl bir yönetmen Bülent Çolak?

 

Bülent kafası çok açık ve çok iyi anlaştığım bir yönetmen. Bir de dediğim gibi oyunu tekrar yazma – dönüştürme süreci doğdu tek kişilik oyuna çevirirken ve orada Bülent büyük bir sabırla benim tüm değişikliklerime özenle göz atarak, yorumlarda bulundu. Oyun da baştan yaratıldı gibi oldu. Neticede benim ilk yazdığım oyundu ve bu türden bir revizyona metnin ihtiyacı vardı.

Abiniz Özer Ateş’le de birlikte çalışıyorsunuz bu oyunda. Oyunun müzik direktörü o ama şarkı sözleri de Faruk Üstün’e ait değil mi? Müdahaleniz var mıydı?

 

Benim müdahalem yok aslında ama başta bir uğraştım söz yazmaya. Çünkü yapabileceğimi sanıyordum. Denedim ama sonra baktım olmuyor, benim istediğim oyunun bütününü bozmayan sözler olmasıydı ama benimki dağınık oluyordu. Sonra aklıma Bir Baba Hamlet’ten ismen bildiğim Faruk Üstün geldi ve arkadaşlarım aracılığıyla ona ulaşmak istedim. Sağolsun beni kırmadı. Bir iki şarkı sözü yazdı, onları hemen Özer Ateş’ e yolladım, akşamına besteler hazırdı ve “Bak işten anlayan olunca ne kadar kolay oluyor işler.” dedi. Burada lafı banaydı yani sevgili abimin… (Gülüyor.)

 

Oyunu çıkarmaya çalışırken nasıl bir yol izlediniz ekipçe?

 

Oyun, tiyatromuz 2k1h yapımı olarak tanıtıma girdi ve iki buçuk ay prova, şarkılarla birlikte de üç ay içinde hazırdı. Konsere hazırlanır gibi de hazırlandım çünkü. Her ne kadar bu provaları aralarda da yapsam, oyunda müziğin rolünü de çok ciddiye aldım ve seyirciye en iyi performansı aktarmayı görev edindim. Diğer taraftan müzikle ilgili profesyonel olmadığım için de ya şarkı sözünü unutursam gibi bir paniğim hep oldu sahne öncesi, bu da şarkıları çok fazla tekrar etmelerim sonucu biraz rahatladı.

 

Gelelim sahneye… Bir oyuncu olarak rolünüze ya da oyuna hazırlanırken olmazsa olmazlarınız var mıdır?

 

Arada okuduğum, tekrar açıp karıştırdığım oyunculukla ilgili kitaplar var ama öyle her daim yaparım diyebileceğim bir ritüelim yok açıkçası. Çoğunlukla hareket etmeme sebep olan güdüleri dinliyor ve hislerimi serbest bırakıyorum.

 

Oyunun yazarı olarak oynamak nasıl bir deneyim?

 

Bu hem çok zor, hem de çok güzel. Eklemeden geçmemeliyim, bir oyunda hem yazar, hem yönetmen, hem de oyuncu olmamalı insan. Ama yazarı olmak çok keyifli. Çünkü, oyuncu ve yazarı içinizde konuşturarak, aldandığınız yerlerle ilgili nokta atışlar yapabiliyorsunuz. Özetle tamir kolay oluyor. Yine de bu anlamda ilk deneyimim olduğu için zorlanmadım desem yalan söylemiş olurum.

 

Oyunculuk kariyerinize geri dönüyorum. “Titanik Orkestrası” oyunu ile Uluslararası Shumen tiyatro festivalinde en iyi yabancı performans ödülüne layık görülmüştünüz. Ödül bir oyuncunun hayatında ne değiştiriyor sizce?

 

Bu soruya net bir cevabım var. Hiçbir şey değiştirmiyor. (Gülüyor.) Hatta ustamız Ferhan Şensoy’u bu konudaki lafıyla anmak isterim. “Ödül bir sivilce gibidir, herkesin başına gelebilir.” Ben de kısacası bu ödülle asla şımarmadım ve havaya girmedim ama o güzel festivalde böyle bir ödüle layık görülmek benim için değerli oldu. Çünkü çok sevdiğim bir oyundu, benim için anlamlı oldu. Yine de ödüller, hatta bazen paylaştırılan ödüller vs. bana oldum olası gereksiz geliyor.

 

Genel seyirci tepkileri nasıl? Unutamadığınız bir anınız var mı seyirci ile?

 

Var. Biraz hüzünlü bir anı belki ama oyunlarımdan birinin finalinde, sanırım turnenin son oyunuydu, selam verirken bir çift seyirci ile göz göze geldim ve onların hem gülümsediğini, hem de ağlamaklı olduğunu gördüm. Bu beni çok etkiledi, kulise girince bir yarım saat kadar ben de dağıldım ve ağladım. Sonra silkelen, kendine gel dedim kendime ve geçti. Oyun güldürdüğü kadar da düşündürüyor demek ki… (Gülüyor.)

 

Başka projeleriniz var mı? Öğrenebilir miyiz?

 

Çok detay vermeden şunu söyleyebilirim ki, yazılmış ve sıraya konmuş üstünde yeni bir oyunum var. Takipte kalın. (Gülüyor.)

 

Bir de unutmadan, turne tarihlerinizi alalım tabi…

 

Oyun ve turne tarihlerimiz instagram sayfamızdan takip edilebilir. Sayfamız, “birevlilikmuzikali”. (https://www.instagram.com/birevlilikmuzikali?igsh=MWhjNWt1aGY4dXdnMQ==)Ama önümüzdeki tarihleri hemen söyleyeyim: 26 Ocak Bursa’dayız. 27 Ocak’ta da İstanbul seyircisini Maximum Uniq’e bekliyoruz.

Ya da ay sonunda yani 31’inde Bakırköy’e… Akabinde de mart ayında Mardin, Diyarbakır ve nisanda da Karadeniz turnesi düşünüyoruz. Ben ne kadar çok seyirciye ulaşırsam mutlu oluyorum ve her yere gidebilmek için de elimden geleni yapıyorum.

 

Son olarak da gezici tiyatro olmakla ilgili söylemek istedikleriniz var mı?

 

Hem avantajları, hem de dezavantajları var. Çünkü bugün bir tiyatro işletmek, vergisinden diğer faturalarına kadar iyice zorlaşıyor. Dezavantajı ise sadece iki kişiyiz, büyük bir ekiple iş bölümü yapamıyoruz, bu da üstümüzdeki yükü ağır kılıyor. Her türlü tiyatrolar daha çok desteklense, hepimiz çok daha rahat üretebiliriz diye düşünüyorum.

 

Bu tiyatro dolu sohbet için çok teşekkürler.

 

Ben teşekkür ederim. Yaşasın tiyatro!

 

 

author avatar
Günsu ÖZKARAR
Günsu Özkarar 1987 doğumlu Günsu Özkarar, 2008 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Viyola Ana Sanat Dalı’ndan “Onur Derecesi” ile mezun olup, İsviçre’ye taşındı. Bir taraftan Hocshule der Künste Bern’de yüksek lisans yaparken, bir taraftan da Orchester der HKB, Schweizer Jugend Sinfonie Orchestra, The Women Orchestra of Switzerland’da çalarak, Avrupa’nın farklı şehirlerinde konserler verdi. Yurda döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Sanatta Yeterlilik çalışmalarını tamamlayıp, bitirme tezi “Tarihsel Süreçte Gelişen Viyola Ekolleri”ni kitap olarak yayınladı. Yazı ile yolu Artemis Yayınları‘nda staj yapması ile kesişti ve Mario Levi ile Yaratıcı Yazarlık çalıştı. “Küflü Virgül’ isimli bir öykü kitabı olan Özkarar, üç yıl da Milliyet Sanat’ta çalışarak, yayıncılığı yakından öğrenme fırsatı yakaladı. Hayat mottosu; “herkes tutkusunun peşinden gitmeli.”

İlgili Haberler

Dünyadan
21 Temmuz 2024
Dünyada Dijital Kaos !..

Microsoft’un Güncelleme Hatası: İş Dünyası Hukuki Süreçlere Hazırlanıyor! Windows 11 için yayınlanan son güncelleme (KB5040435) ile ilgili yaşanan problemler, siber güvenliğin ve bilgi teknolojilerinin evrensel yapısının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu olayın bir siber saldırı mı yoksa sistemsel bir sorun mu olduğu anlaşılana kadar dünyada ciddi bir kargaşa yaşandı. […]

Belediye
19 Temmuz 2024
TÜKODER’den İBB’ye İstanbulkart tepkisi

YAŞI NE OLURSA OLSUN ÖĞRENCİLERİN KAZANILMIŞ HAKKI YOK EDİLEMEZ   İstanbul Büyük Şehir Belediyesi (İBB) Meclisi, 11 Temmuz 2024 tarihli toplantısında, İstanbulkart öğrenci indirimine yaş sınırı getirilmiş, 30 yaşından gün almış öğrenciler için indirim oranı %50’den %10’a düşürülmesi ile ilgili TÜKODER-Tüketiciyi Koruma Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklama da; “İstanbul Büyük Şehir Belediyesi (İBB) Meclisi, 11 Temmuz […]

Belediye
13 Temmuz 2024
Yenidoğan Yol Kavşağı projesinde trafik çilesi bitmiyor

Çekmeköy Taşdelen Mahallesi Şile Yolu Yenidoğan Kavşağı Yol Projesi inşaatındaki gecikmeden dolayı trafikteki araçların çilesi bitmiyor. Özellikle trafiğin olduğu sabah ve akşam saatlerinde, aylardır bitmeden yol inşaatı nedeniyle, çok ciddi trafik sıkışıklığı yaşanıyor. Araçlar ve bölgedeki sanayi nedeniyle tırlar, saatler boyu trafikte bekliyor.   İLGİLİ HABER KADIKÖY’DE KAPANAN ÇİÇEKÇİ TEZGAHLARI GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ OLUŞTURUYOR İstanbul Büyükşehir […]

Genel
13 Temmuz 2024
Başkan Bozali’den Uyarı! “Elektrik ihmale gelmez, bakım ve denetim şart

İzmir’in Konak ilçesi Alsancak semtinde meydana gelen elektrik akımına kapılma sonucu yaşanan trajik ölüm üzerine İstanbul Elektrik Teknisyenleri Odası Başkanı Haluk Bozali, yetkililere önemli uyarılarda bulundu. Bozali, elektrik kazalarının çoğu zaman can kaybı ile sonuçlandığını belirterek, öngörülemeyen kazaların aslında düzenli bakım ve yeraltı sistemlerinin kameralarla kontrolü ile önlenebileceğini vurguladı. Başkan Bozali, yeraltı kablo tesisatları hakkında […]