MENÜ ☰
Volimax
Benim de şirketim var | trink
Kadıköy Gazetesi » Manşet, Sağlık » Prof.Dr.Gülhan Aktaş;“Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi”ni kurdu
Prof.Dr.Gülhan Aktaş;“Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi”ni kurdu


Maltepe Üniversitesi Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi; Karaciğer Kanseri ile İlgili Araştırmalarını Amerika’ya Taşıyor

 

Prof. Dr. Ranan Gülhan Aktaş;  2014 yılında Maltepe Üniversitesi  bünyesinde “Kanser ve Kök Hücre Araştırma Merkezi”ni, kısa adıyla “MÜKKAM” ı kurdu.  Türkiye’nin bu konudaki araştırmalar üzerine özelleşmiş ilk araştırma merkezi olan MÜKKAM;  kurulduğu günden bu yana ulusal ve uluslararası çok sayıda projeye ev sahipliği yaptı, ödüller aldı. Prof. Dr. Aktaş; şimdi de karaciğer kanseri ile ilgili çalışmalarını daha da ileriye taşıyabilmek için Amerika Birleşik  Devletleri’ne gitti. Konu ilgili yıllardır birlikte çalıştığı bilim insanları ile bir araya gelerek elde ettikleri veriler üzerinde yeni projeler üretmeyi hedeflediklerini belirten Dr. Aktaş sorularımızı aşağıdaki şekilde yanıtladı:

 

Karaciğer kanseri üzerinde yıllardır çalışıyorsunuz. Karaciğer Kanseri ile ilgili kısaca bilgi verir misiniz?

 

-Karaciğer kanseri çok önemli bir sağlık problemi olmaya devam ediyor. Çünkü görülme sıklığı her geçen gün artıyor.  Tüm kanser türleri arasında beşinci sırada. Ölümcül kanser türleri arasında ise malesef üçüncü sırada.  Kanser tedavilerinde kullanılan klasik yöntemler; karaciğer kanser tedavisinde de kullanılıyor. Cerrahi yöntemlerle kanserli dokunun çıkarılması, karaciğer transplantasyonu ve ablasyon en sık adını duyduğumuz yöntemler arasında. Öte yandan; karaciğer kanseri de dahil olmak üzere çok farklı kanser türlerinde yeni tedavi yaklaşımları üzerine çalışmalar da büyük bir hızla devam ediyor.  Kanser tedavisinde istenen başarının henüz yakalanamamış olması; yeni yöntemler üzerine olan bu araştırmaların daha da artmasına neden oluyor.

 

 

Bu yeni tedavi yaklaşımları üzerine bizi bilgilendirir misiniz?

 

-Kanser; hücrelerin istenmeyen şekilde çoğalması ile ortaya çıkan bir hastalık. Normal vücut dengesinin neden bozulduğu ve neden hücrelerin bu şekilde kontrolsüz olarak çoğalmayı tercih ettiği araştırılıyor. Vücudumuzda hücrelerin düzenli bir şekilde çoğaldığı, görevini gerçekleştirdikten sonra  yine kontrollü bir şekilde ölüme gittiği bir denge var. Bu denge kanserli hastada bozuluyor. Kontrollü hücre ölümü gerçekleşemiyor. Bir kısım araştırmacılar; bozulan bu dengenin yeniden onarılması yönünde çalışıyorlar.  Yine vücudumuzda bir bebeğin şekillenmesinden erişkin bir insan vücuduna dönüşmesine kadar tüm hücreler kontrollü bir şekilde yollarını belirliyorlar. Bu yol içerisinde farklı uyarımlar sonucu farklılaşma başlıyor. Örneğin bazı hücreler karaciğer hücrelerine dönüşme yolunda uyarılıyor. Kök hücreden başlayan bu yolculuk, erişkindeki çok fonksiyonlu normal karaciğer hücrelerinin oluşması ile sonlanıyor. Kanserli hastada ise bu yolculukta anormal gelişimler oluyor ve nihayetinde normal karaciğer hücrelerinden farklı hücreler ortaya çıkıyor. Bazı çalışmalar da kanserli hücrelerin bu yanlış yoldaki yürüyüşünü geriye çevirme çabasında. Yani; bir kanser hücresi bu yoldan geriye dönüp farklılaşarak normal bir karaciğer hücresinin işlevini yeniden kazanabilir mi? Bu sorgulanıyor ve bunun için çeşitli ilaçlar geliştirilmeye çalışılıyor. Kanser araştırmacılarının seçtiği bir üçüncü yol ise, son yıllarda üzerinde sıklıkla konuşulan kanser kök hücreleri. Kanserle tedavide istenen başarının elde edilememesinin nedeninin kanser kök hücreleri olduğu düşünülüyor.   Oldukça heterojen olan kanserli dokunun içerisinde yer alan, uygulanan tedavilere oldukça dirençli, bir köşede sessizce bekleyip istedikleri koşullar gerçekleştiğinde yeniden çoğalarak kanserin tekrarlamasına ve yayılmasına sebep olabilen hücreler keşfedildi. Kök hücrelere benzerliği nedeniyle bu hücreler kanser kök hücreleri olarak adlandırıldı. Bilim insanları kanserin tamamı ile ortadan kaldırılabilmesi için bu hücrelerin hedef alınmasının esas olduğunu düşünmeye başladılar. Bilimsel araştırmaların bir kısmı da bu hücrelerin tesbiti ve de ortadan kaldırılması yönünde. Yine son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz “immunoterapi” ve “kişiye özel tedavi yöntemleri” de kanser araştırmalarnda çığır açtı. Gördüğünüz gibi; çok farklı yaklaşımlar aslında tek bir hastalık olmayan ve de malesef tüm çabalara rağmen görülme sıklığı giderek artan bu istenmeyen durumun nasıl kontrol altına alınabileceği yönünde.  Çevremizde hemen her gün yeni bir kanser hastasının haberiyle uyanıyoruz. Ben yakın gelecekte tüm bu çalışmaların sonuçlarının çok sayıdaki kanser hastasına yüz güldürücü sonuçlar sunacağına yürekten inanıyorum.

 

Sizin çalışmalarınız hangi yönde? Amerika Birleşik Devletleri’nde neler yapmayı planlıyorsunuz?

 

-Biz uzun süredir çalışmalarımızı karaciğer kanserinin gelişim mekanizmaları ve bahsettiğim farklı tedavi yaklaşımlarının karaciğer kanserli hücrelerde nasıl sonuçlar ortaya çıkarabildiği yönünde sürdürüyoruz. Kanserli hücrelerin farklı durumlar altındaki davranışlarını inceliyoruz. Karaciğer kanserli bir hücrenin farklılaşarak yeniden normal karaciğer hücresi özelliğini kazanabilmesi olasılığı üzerinde duruyoruz. Kanserli hücreye dönüşme yolunda ortaya çıkan genetik değişimlerin haritasını çıkarmaya çalışıyoruz.  Bu yöndeki araştırma konularımız ve aldığımız destekler konusunda daha ayrıntılı bilgiler MÜKKAM’ın web sayfasında var. Bu araştırmaların bir kısmını yurt dışına taşıyabileceğim için oldukça heyecanlıyım. Amerika Birleşik Devletleri’nde yıllardır birlikte çalıştığım bilim insanları var. Bu ziyaretimde  bugüne kadar devam eden çalışmalarımızdan elde ettiğimiz sonuçlar üzerinde tartışacağız. Diğer bazı kanser araştırmacıları ile de biraraya gelerek yeni stratejiler belirlemeyi amaçlıyoruz.

 

Kısa ve uzun vadeli hedeflerinizden bahseder misiniz?

 

Araştırma merkezimizin kurulduğu günden bu yana “multidisipliner” olmasını hedefledik. Kanserin tedavisi için klinikte çalışan hekimlerimizden laboratuvarlarımızda kanserli hücreyi moleküler düzeyde inceleyen araştırmacılarımıza, elde edilen sonuçları sayısal veriler haline getirip haritalandırabilen bilgisayar mühendisine kadar çok farklı alandan araştırmacının el birliği içerisindeki çabaları ile başarıya ulaşılabileceğine inanıyoruz. Bunun için de araştırmalarımızda çok sesliliğe önem veriyoruz. Bu şekildeki çalışmalarımızı çeşitlendirerek arttıracağız.

 

İkinci olarak; Türkiye’de kanser ve kök hücre araştırmalarına gönül veren genç bilim insanlarının artması gerektiğini düşünüyoruz.  Bu nedenle merkezimizde devam eden çalışmalara öğrencilerin katılmasını teşvik ediyoruz. Onların projeler yazmasına rehberlik ediyoruz.  Hedeflerimizden bir diğeri; Maltepe Üniversitesi olarak  bu alanda öncü olmaya devam etmek. Öğrencilerimizin uluslararası düzeyde tecrübe kazanmaları için de destek oluyoruz. Bizimle çalışmak isteyen öğrenci sayısının giderek artması ve bu öğrencilerin çok güzel başarılara imza atmaları gurur verici. Gençlerimizi desteklemeye de devam edeceğiz.  Bu yıl merkezimizde düzenlediğimiz eğitim faaliyetlerini de arttırmayı hedefliyoruz.

 

Oldukça genç bir araştırma merkezi olmamıza karşılık çok önemli yol katettik.  Yapacağımız çok şey olduğunun farkındayız. Kanser ve kök hücre konusundaki araştırmalarımızın öncül sonuçlarının umut verici olması, doğru yolda olduğumuzu düşündürüyor. Araştırmalarımıza devam edeceğiz, yeni projeler üreteceğiz, uluslararası işbirlikleri ile elde ettiğimiz sonuçları tüm dünya ile paylaşmayı ve somut verilere dönüştürmeyi hedefliyoruz.

 

Prof. Dr. Aktaş ile yaptığımız bu keyifli sohbet; Maltepe Üniversitesi’nde bu çalışmalara gönül vermiş ve giderek büyüyen bir ekibi tanımamızı sağladı. Ziyaretimiz sırasında merkeze gelen farklı Tıp fakültelerinden öğrencilerle de karşılaştık. Gönüllü olarak bu çalışmalara katılan ve ödüller alan gençlerimizi görmek oldukça sevindirici.

 

Araştırma merkezinin girişindeki ilk odada yer alan ödüller arasında; 2008 yılında Nobel ödülü almış Prof. Dr. Martin Chalfie’nin imzası olan bir kitap kapağı da dikkatimizi çekti. Prof. Dr. Martin Chalfie; 2014’de Prof. Dr. Aktaş’ın misafiri olarak Maltepe Üniversitesi’ni ziyaret etmiş ve ziyaretinin ardından Dr. Aktaş’a bu kitabı hediye etmiş. Bu araştırma merkezinin ve ülkemizdeki diğer nicelerinin bu güzel çalışmalarla tüm dünyada ses getirebilmesi ve kanser hastalarının derdine derman olabilmesi dileğiyle…

 

📆 18 Ekim 2017 Çarşamba 17:37   ·   💬 0 yorum   ·   ⎙ Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABS Kör Kalıp

KADIKÖY'DE HAVA

İSTANBUL

BLOG

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.

PUAN DURUMU - SÜPER LİG

BAĞLANTILAR