
“2012 Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”nün sahibi Kadıköylü yazar Çağatay Yaşmut’un yeni kitabı “Ölüm Fırsat Kollar” ilgi gördü. Anılan kitap, Oğlak Yayınları etiketiyle “Maceraperest Kitaplar” dizisinden 2008’de çıkmaya başlayan “Bir Başkomiser Galip Polisiyesi” serisinin yedinci romanı. Bireysel ve toplumsal boyutunun yanı sıra temposuyla dikkat çeken “Ölüm Fırsat Kollar”ın kapak tasarımı M. Deniz Çorbacıoğlu’na ait olup, 215 sayfadan oluşuyor.

Yaşmut, kitabı hakkında konuşurken, Başkomiser Galip’in kendi geçmişiyle yüzleştiğini ve adalet arayışında ahlaki sınırları zorladığını belirterek, “Günümüzde polisiyelerin büyük kısmı; eşitsizliği, adaletsizliği, haksızlığı, yozlaşmayı gösterir ve mevcut sistemle hesaplaşmayı önemser. Bu yaklaşımı benimsiyorum. Benim yaptığım, polisiyenin taşıması gereken muammasını kaybetmeden, anlatı çizgilerinin de dışına çıkmadan bu muhayyel dünyada olan bitenleri ortaya sermektir” ifadelerini kullandı.

Yaşmut, romanın konusunu “Başkomiser Galip, birbirinden bağımsız gibi görünen vahşi cinayetlerin izini sürerken bu kez kendi geçmişiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Her romanımda olduğu gibi bu romanda da toplumsal meselelere dokundum; aile içi şiddet, ensest ve organ kaçakçılığı bunlardan bazıları” şeklinde özetledi.
Serinin merkez karakteri Başkomiser Galip nasıl biri?
Mavi gözlü, görevine bağlı, adil, fedakâr ve idealist bir polis. Yaptığı iş onu, ölümle yaşam arasındaki ince çizgide tutmaktadır. Çevresindekiler tarafından sevilir, sayılır. Bizden biri olduğu için rutinleri tanıdıktır. Kitap okumaz, tiyatro ve sinemaya gitmez. Televizyon bile izlemez. Sanat ve kitaplarla ilgili eksikliklerini sevgilisi Oya kapatır. Kadıköylü olup, İstanbul’un hemen her yerini iyi bilir. Psikolojik anlamda gelgitleri bulunmaktadır. Nazik bir polis değildir, küfürlü konuşur. Suçlulara karşı kaba kuvvet kullanır. Çoğu erkek gibi kadınlarla ilişkilerinde sorunları vardır. Sistemin içinde sıkışmıştır, çözmeye çalıştığı suç kadar kendisiyle de hesaplaşır.
Ölüm Fırsat Kollar”ın arka kapak yazısı şöyle:
“Karanlık pencerelere baktım. Herkes uyuyordu. Bir gören olmamasını dileyerek cesedi ve küreği bagajdan çıkarıp mezarlığa taşıdık. Epey bir bel ağrısı çekeceğim kesindi. Eski bir mezarlık olduğu için çok ürkütücüydü. Mezar taşlarının arasında patika yol ya da toprak yol bile yoktu. Yerler çamur olduğu için ayakkabılarımız battı. Uzun mezar taşlarının üzerindeki kelimeler Osmanlıca’ydı. Taşların tepelerinde kavuklar, külahlar vardı. Kimisi solmuş kimisi çatlamıştı. Rüzgâr uğulduyor, asırlık ağaçlar, selviler ürkütücü sesler çıkarıyordu. Mahallenin ortasında kalmış bu mezarlığın her köşesi karanlıktı ve bir tehlikenin gizlendiği izlenimini veriyordu. Serdar haklıydı. Zamanın olmadığı bu eski unutulmuş mezarlık, yaşadığımız hayatların ne kadar boş ve anlamsız olduğunu çok iyi anlatıyordu. Ama şu anda hayatı sorgulayacak durumda değildik, önce şu mevtadan kurtulmamız gerekiyordu. Eskilerden kalma bir hesaplaşmanın ortasına düşen Başkomiser Galip bu kez çözümü rüyalarında mı bulacak?”
“Ölüm Fırsat Kollar” klasik bir polisiye değil. “Katil kim?” romanından çok, “Bu düzen neden böyle?” sorusunu sorduran bir metin. Yaşmut’un en güçlü tarafı ise, polisiyeyi edebiyatın dışına düşürmemesi. Ancak edebi dil endişesi taşımıyor. Üslubu sert ama, dili yalın ve her kesimin anlayacağı kadar açık. Cümleleri çok uzatmıyor. Görsellik çok net, olaylar bir film şeridi gibi okurun gözünün önünde akıyor. Karakterleri kahraman değil, sistemin içinde yoğrulmuş insanlar. Komiser Galip ve ekip arkadaşlarının diyalogları, davranışları ve eylemleri kurgunun gelişimine uygun. Mizahi diyaloglar yer yer gülümsetiyor.