MENÜ ☰
Volimax
Pilot Garage Kartal
Kadıköy Gazetesi » Genel, Kültür-Sanat, Manşet, Röportaj, Sivil Toplum, Toplum, Yaşam, Yazarlar » HEPİMİZE FARKLI BAKAN BİR GÖZ: DİNÇER İŞGEL
Günsu ÖZKARAR
HEPİMİZE FARKLI BAKAN BİR GÖZ: DİNÇER İŞGEL


Dinçer İşgel, instagramda fenomen olmuş, kendi sanatını ortaya koyan özgün bir sanatçı. Gittiği her yerde farklı bir gözle Türkiye’den insan manzaraları yakalıyor… Bu gözün arkasındaki fikirlerini, nelerden ilham aldığını ve nelerden sıkıntı çektiğini detaylıca masaya yatırıp, konuştuk. Keyifli okumalar!

Bugüne dek verdiğiniz röportajlardan biraz farklı olsun istedim. Röportaj yapmaktan hoşlanmayan bir yapınız olduğunu da biliyorum. Nasıl bir röportaj arzulardınız?

Ben sadece samimiyet ve samimi duygularla ilgileniyorum. Yaşam öyküleriyle çok ilgilenmiyorum. Herkesin kendisini olduğu gibi anlatması gerektiğini düşünüyorum ama bu herkes için her zaman çok kolay değil gördüğüm kadarıyla.

Farklı bir eğitim hayatından geliyorsunuz. O zamanlarda da aklınızdan bugünkü işlerinizi yapmak geçiyor muydu ya da Türkiye’deki insanları çekicem gibi bir planınınız var mıydı?

Her şeyden önce şunu söylemek isterim. Ben bu işe hobi olarak başladım. Hobi derken aslında bu benim günlüğüm. Benim gözümden neler görüp, neler yaşadığımı ve kendi duygularımı ifade etmeye çalıştığım günlüğüm. Ben mahalle kültüründen geldiğim için, o mahalle kültürünün enerjisini, yaşantısını, samimi duygularını ve gerçekliğini göstermeye çalıştım. Kısacası planlamadım, içimde vardı ve çıktı.

Ama bir çıkış noktası ya da tarihi olmuştur illaki…

İlla öyle bir tarih mi istiyorsunuz? (Gülüyor.) Ben 1987 doğumluyum ve yaklaşık 20 senedir geziyorum. 20 sene gezmeye başladığınız anda mahalle kültürü de içinize yerleşiyor. Gerçekten de ben bu kültürü çok yakından biliyorum. Komşuluğu, yardımseverliği, birisi düşse dizi kanasa ona yardımcı olmayı… Şimdi kalbim kırık, çünkü robotlamış gibiyiz. Öyle bir noktaya geldik ki, birisi bize yardım ettiğinde bile karşıdaki bize neden bu yardımı yaptı acaba diye şüphelenip, hemen çıkar aramaya başlıyoruz. Bu büyük bir yozlaşma ve beni çok üzüyor. Dolayısıyla çekimlerimi daha büyük istekle, mahalle kültürünü tekrar hatırlatabilme motivasyonu ile yapıyorum. Çünkü sistem bozuyor bu kültürü ve bozmaya da çalışacak gibi görünüyor…

Bu rutin günlük ne zamandan beri var? Çocukluğunuzdan da parçalar var mı?

Evet olmaz mı! Gezmem 19-20 yıl ama görsel günlüğümün oluşması çocukluğum tabi…

Diğer taraftan kişisel tarihiniz olmasının yanı sıra toplumsal duyarlılık da var işlerinizde…

E tabi… Ben dışarı çıktığımda güzel birşey çekeceğim diye çıkmıyorum ama güzel birşey yakaladığımda da çok mutlu oluyorum. Mahallelerde gezerken bozulmayan bölgeleri de görüyorum ve onları arşivlemek bana çok kıymetli geliyor. Çünkü her geçen gün onlar da bozuluyor maalesef…

Yani her sokağa çıktığınızda istediğiniz şeyleri yakalayamıyor musunuz?

Keşke ama her zaman yakalayamıyorum. Telefonla çekiyor olmam bana bir hız katsa da, bazen bir şey bulmamak, bazen de benim başka koşturmacalarım olması dolayısıyla elim boş kalabiliyor tabi. Yine de sokakta hayat var, çıkın. (Gülüyor)

Hangi marka telefon kullandığınıza dair çok soru geliyor olmalı. Bu tip sorular önemli mi ki?

Çok iyi oldu bu soruyu sormanız. Hayır değil. Ben elimdeki ile çekiyorum, başkası başka şey ile çeker. Burada amaç bir ürünü pazarlamak değil, gözün önemini vurgulamak olmalı. Herkesin nasıl gördüğü kendisine özgü…

Tepkiler nasıl genelde sosyal medya üzerinden?

Aslında bu da dert ettiğim bir konu. Bazı takipçilerim bana “Neden alt kültürü gösteriyorsun?” Bu alt kültür değil ki, sadece onların hayatı öyle. Onların hayatı öyle, sizinki daha farklı olabilir. Olanı göstermekten yanayım, kurgu yapmıyorum. Önemli olan benim orada önemsediğim duyguyu yakalayabilmek… Ya da kendi adıma o gerçekçilikte o duyguyu gösterebilmem…

Neye önem verdiğiniz oldukça açık aslında. Peki kendinizi mesleki açıdan nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben hiçbir statüden hoşlanan biri değilim. Hayatım boyunca birçok yerde çalıştım, cast direktörlüğünden tutun, organizasyon firmasına, yardımcı oyunculuktan tutun çocuk tiyatrosunda tiyatroculuğu veya figürasyonluğa kadar… Mesleki bir tanımdan çok önce giderlerimi düşünmek zorundaydım, ona göre davrandım. Ama her işi yaparken kendim gibiydim tabi. Kısacası ünvan koymak bana saçma geliyor ve bunun sadece sistemi beslediğini düşünüyorum. Para kazanma odaklı yaşamayı istemiyorum.

Meslek tanımlarından vazgeçelim. Ya sizin videolarınızı anlamak için ne gerekli?

Duygu…

Bu duygudaşlığı aynı kültür ve geçmişten gelmek mi sağlar, yoksa başka duygularla da anlaşılır mı?

Biliyor musunuz? Her ikisi de olabilir. Aslında yaşayamadığımız çocukluğumuzu göstermeye çalışıyorum. Bu da evrensel bir yere de dokunuyor haliyle. Şu anki jenerasyon bizim yaşadığımız çocukluğu yaşayamadı. İnternet çağında daha farklı şekilde büyüyorlar. Ben de bizim yaşadığımız güzelliği ve kaybolan değerleri göstermeye çalışıyorum. Mesela uzun uzun binalar yapılıyor ve komşuculuk yok. Ben ise üç dört katlı evlerde yaşadım çoğu zaman ve kalabalıklaştıkça robotlaştığımızla yüzleşiyorum. Bu problemler de ortak olduğu için duygu birliği oluşuyor olmalı.

Genelde nasıl gözlemliyorsunuz?

Kendini gezmeye ve gözlemlemeye adamış biri olarak kamp yapmayı seviyorum. İlk seyahatimde de aileme “Gidiyorum.” dedim. Otostop yaptım ve yolculuğa başladım. Yolda tanıştığım insanlar da bana çok şey öğretti.

Yola neden çıkılır sizce?

Yola özgürleşmek için çıkılır. Kendini tanımak için… Ebeveynlerin baskılarından da özgürleşir, kurtulursun, kendi seçimlerini dışarıdan görebilirsin. Ben de hep uzaktan izlemek istediğim için yola çıktım.

Özgürlük sizin için önemli yani. Sanatta ne derece özgürüz?

Çok değiliz ama ben elimden geldiğince onu yakalamaya çalışıyorum. Paylaştığım görsellerde de aslında bunu vurgulamaya çalışıyorum.

Pandemiyi nasıl geçirdiniz? Malum özgürlük çok kısıtlandı o dönem.

Benim çekim iznim vardı ve İstanbul’un boş sokaklarında gezebildim. İstanbul’u o boşlukta gözlemlemek çok güzel bir deneyimdi benim için.

Sanat çok etkilendi ama. Birçok tiyatro kapatıldı, sanatçılar ekonomik açıdan oldukça zorlandı. Bu tür sıkıntıların çözülmesi için sizce ülkemizde neler yapılmalı?

Bence her şeyden önce genç sanatçılara fon bulunmalı, bunun için de sanatçıların destek veren kurumları takip etmesi önemli. Sergilere açık çağrılar oluyor, onlara bakılabilir. Verebileceğim isimler arasında Mamut Art var. Onlar genç sanatçılara düzenli olarak destek çağrılarında bulunuyorlar mesela. Bu tür destek fonlarının artması uzun vadede kalıcı çözümler getirecektir diye düşünüyorum.

Yeni jenerasyonu nasıl buluyorsunuz?

Yeni jenerasyonu çok iyi buluyorum. Nft gibi yeniliklere de bizden daha çok hakimler… Çok iyi, hatta bizden daha iyi olacaklarını düşünüyorum.

Üniversitelere konuşmacı olarak gidiyorsunuz. Akademinin durumunu nasıl buluyorsunuz?

Bence üniversitelerin sayısından çok verdiği eğitimin kalitesi ve orada çalışan akademisyenlerin iyi olup olmadığı önemli. Devamlı yeni üniversite açmak yerine, varolanları iyileştirmek ve iyi olanı korumak ülkemiz adına daha önemli.

Bu güne dek hangi işlerde yer aldığınızı da konuşmak isterim.

Gain platformunda Türkiye’nin İnsanları isimli 23 bölümlük bir belgesel yayınlandı, buraya 3 dakikalık kısa hikayeler çektim. Ayrıca birçok yerde farklı konseptlerde sergilerim oldu. Bu sergi yerleri arasında Anna Laudel Galery, Contemporary İstanbul, Apartman sergisini sayabiliriz. Bir de Darağaç’ta yer aldım. Yeni teklifler geliyor, mümkün oldukça değerlendirmeye çalışıyorum. Kesinleşmeden söylemek doğru olmaz.

Ya gelecek projeleriniz?

Geçtiğimiz baharda Yörük Projesi için sanatçı Bedia Ekiz ile 7 gün boyunca Konya’dan Antalya’ya 350 keçi ile yörük insanların göç yolunu belgelemiştik. Skec Art ile bu projemizi gerçekleştirdik, yakın zamanda da bu sergilenecek. Bir de henüz tam duyurmadığım bir kısa film projem var. Yakın zamanda ona odaklanmayı düşünüyorum.

Enfes bir haber bu. Sahi sinemayla aranız nasıldır? Kimleri seversiniz?

Ben sinemayı çok severim. Son dönem Türk filmlerini de severek takip ediyorum. Emin Alper’i, Nuri Bilge Ceylan’ı, Tolga Karaçelik’i beğeniyorum. Tanışmayı ve birlikte çalışmayı da çok isterdim. Çünkü ben de onların sineması gibi gerçek hikayelere düşkünüm ve bu tarz filmlerden hoşlanıyorum.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Galeri
📆 18 Ağustos 2022 Perşembe 12:37   ·   💬 0 yorum   ·   ⎙ Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ABS Kör Kalıp
Şeref Bey Döner

KADIKÖY'DE HAVA

İSTANBUL

BLOG

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.

BAĞLANTILAR