MENÜ ☰
Volimax
Pilot Garage Kartal
Kadıköy Gazetesi » Yazarlar » Belkıs, yağmur şimdi yağacak
Nazan Şara Şatana
Belkıs, yağmur şimdi yağacak


Türk Halk Müziğinin gerçek bir sanatçısının hayatını yazmak kolay olmadı. Benim duymak istediklerimden çok farlı şeyler anlattılar bana. Hani biz yazarlar aksiyon olsun, kavga kıyamet olsun isteriz ki heyecanlanalım. Bu ailede böyle bir şey yok. Okuyucular yazdıklarımı abartılı bulabilirler. Sizlere bir itirafta bulunacağım. İnanın bazı olayları hadi canım sende düşüncesi içinde anlaşılması zor olur diye aktarmadım.

Boşuna sanatçı olunmuyor, boşuna hanımefendi olunmuyor, boşuna örnek alınmıyor.

Şahit olduğum olaylar beni o kadar çok şaşırttı ve gururlandı ki.

Hiç tanımadıkları insanlara kapıları açık… Genç kızının elinden tutup getiren bir baba;

“Eğer Belkıs Akkale gibi bir sanatçı olacaksan sana izin veririm.” Dedi.

Bu nasıl büyük bir sorumluluk, nasıl güzel bir duygu… Bunu Belkıs hanıma sorduğumda;

“Doğru ben birçok genç kızın ailelerine kızlarının gerçekten sanatçı olacaklarına dair teminatlarda bulundum. Sami Beyle o güzel kızlara verdiğimiz sözün ve böyle taze fidanlara da kıyamadığımızdan takipçileri olduk.

Bunlar çok güzeldi. Sonra bir konu daha vardı. Benim öğrenmek istediğim.

“Sami Bey alevi… Siz değilsiniz. Size sorsak nasıl bu konu aranızda bir probleme sebep oldu mu?”

“Olur mu hiç öyle şey. Ben Alevilik hakkında gerçekten bilgi sahibiyim. Hoşgörü, sevgi ve güzellik onların ilkleri… Dertlerini, sıkıntılarını müzikle anlatıyorlar. Hoşgörüyü öğretiyorlar çocuklarına. Ben çok uzun zamandır içlerindeyim. Onlardan kötülük değil güzellikler gördüm. Ben sunniyim. Biz Sami Beyle iki güzelliği bir araya getirdik ve bir harman yaptık.”

Bakın Belkıs Akkale’nin anlatımları bunlardı…

Mütevazı yaşamlarında dikkatimi en çok çeken ciddi bir kalite olmasıydı. Ailede herkes birbirini seviyordu, Abdullah Beyle, Fatma Hanım, onlara bir ailede sevgi kadar saygının çok önemli olduğunu öğretmişlerdi. Büyüklerde küçüklerine saygı duyuyorlardı. Sadece küçüklerden beklemiyorlardı. Saygı ve sevgi üzerine koymuşlardı hayat felsefelerini. İnsan sevgisini nasıl etmişlerdi kendilerine. Bunlar farklıydılar.

Ben bu hayatları yazarken farklı olduklarını biliyordum.

Ben Türk Halk Müziği sanatçısı, kraliçesi, anası, bacısı bir değeri yazacağımı sanıyordum. Oysa onların içine girince farklı bir âleme geçtim. Zaman – zaman bir sanatçı evinde olduğumu çoktan unuttum. Onlar bir gariptiler, onlar bir farklıydılar. Onların düşünceleri, onların hayata bakışları ne kadar güzeldi. Hayatlarında büyük şeyler istemiyorlardı. O kadar küçük şeylerle mutlu olmayı başarmışlardı ki. Şaşmamak mümkün değildi. İnsanın aklını karıştırıyordu. ‘nasıl yani koskoca Belkıs Akkale bu kadar küçük bir şeyden bu kadar nasıl mutlu olabilir?’ oluyordu.

Bazen bir dizideki bir sahne için, bazen haberlerde gördüğü acımasızca yaşananlar için, bazen bir türküdeki bir feryat için gözyaşlarını tutamıyordu.

O hani boyut atlamış gibi eşinin elinden tutmuştu. Bir televizyon çekimine hazırlanışını izlediğimde sanatın adı bu demiştim. Sanki ilk defa TV programına katılacak kadar titiz, heyecanlı.

Bir sahne öncesi hazırlanırken izlediğimde; Sahneye ilk defa çıkacakmış gibi heyecanlı, dikkatli ve titiz. Bütün bu yaptıklarında da aktif…

O bir sanatçı. Sanatçı olunmaz – Sanatçı doğulur.

Şimdi anlıyorum beş yaşında elinde fırça ile okuduğu türkülerle dinleyici toplayan Belkıs Akkale’yi.

Ben bu kitabı yazdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Nazan Şara Şatana

📆 31 Mart 2011 Perşembe 10:05   ·   💬 0 yorum   ·   ⎙ Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABS Kör Kalıp
Şeref Bey Döner

KADIKÖY'DE HAVA

İSTANBUL

BLOG

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.

BAĞLANTILAR