

İstanbul’un kıymetli hekimlerinden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Ertürk ile Dünya Kalp Günü vesilesiyle kalp sağlığı üzerine konuştuk. Kalp krizinin neden daha genç yaşlarda görülmeye başladığından koruyucu kardiyolojiye, rutin kontrollerden genetik yatkınlığa ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken işaretlere kadar önemli başlıkları ele aldık. Dr. Ertürk, kalp hastalıkları ortaya çıkmadan önce risklerin fark edilmesinin önemine dikkat çekti.
Her yıl 29 Eylül’de kutlanan Dünya Kalp Günü, kalp ve damar hastalıklarına ilişkin farkındalığı artırıyor. Ancak kalp sağlığı açısından asıl mesele, bir gün hatırlamak değil; kişinin kendi riskini zamanında fark edebilmesi.
Kalp krizi neden genç yaşlarda görülüyor?
Kalp krizinin daha erken yaşlarda görülmesinde tek bir faktör yok. Sigara, hareketsizlik, obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet önemli riskler arasında. Kronik stres ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları da bu tabloya eklenebiliyor.
Bir diğer başlık ise genetik yatkınlık. Anne, baba veya kardeşte özellikle erken yaşta kalp krizi ya da koroner arter hastalığı öyküsü varsa bu bilgi mutlaka kardiyolojik risk değerlendirmesine dahil edilmeli. Genç olmak, aileden gelen riski ortadan kaldırmıyor.
Hiçbir şikâyet yoksa kontrol gerekli mi?
Bazı kardiyovasküler riskler uzun süre sessiz ilerleyebilir. Hipertansiyon ve yüksek kolesterol belirti vermeyebilir; aterosklerotik süreç de kişi bunu hissetmeden yıllar içinde gelişebilir.
Bu nedenle kontrolün amacı herkese aynı testleri uygulamak değil, kişinin yaşına, aile öyküsüne ve risk faktörlerine göre değerlendirilmesi olmalı. Tansiyon, kan şekeri ve lipid profili bu değerlendirmenin temel parçalarıdır.
Kilo, kalp sağlığını anlatmaya tek başına yeter mi?
Hayır. Özellikle visseral yağlanma, kişinin dış görünüşünden bağımsız olarak metabolik ve kardiyovasküler riski etkileyebilir. Normal kiloda görünen bir kişide de karın içi yağlanma ve metabolik bozukluklar bulunabilir.
Dolayısıyla yalnızca tartıya değil, bel çevresine, vücut kompozisyonuna ve metabolik değerlere de bakmak gerekir.
Günlük hayatta hangi değişiklikler önemsenmeli?
Daha önce rahatlıkla yaptığınız bir aktivitede yeni başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı veya baskısı, belirgin efor kaybı, çarpıntı, baş dönmesi ya da bayılma dikkate alınmalı.
Evde tansiyon ve nabız ölçmek, fiziksel aktiviteyi takip etmek yararlı olabilir. Ancak akıllı saat veya ev cihazlarının verdiği veriler, kardiyolojik muayenenin yerini tutmaz.
Kalp hastalıklarından korunmak için ne yapmalı?
Risk faktörlerini erken fark etmek ve kontrol altında tutmak temel yaklaşım. Sigara, hipertansiyon, kolesterol, diyabet, fazla kilo ve hareketsizlik konusunda gerekli adımlar atılmalı; beslenme ve fiziksel aktivite kişinin sağlık durumuna göre düzenlenmeli.
Burada önemli olan, internetten bulunan tek bir “mucize” yönteme yönelmek değil, kişinin kendi risklerine uygun bir plan oluşturmaktır.
Sosyal medyadaki her kalp sağlığı önerisi doğru değil
Bugün sosyal medyada ilaçlardan takviyelere, hızlı kilo verme programlarından çeşitli “kalp dostu” diyetlere kadar çok sayıda öneriyle karşılaşıyoruz. Ancak popüler olması, bir uygulamanın bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmiyor.
Hekime danışmadan ilaç başlamak, mevcut ilacı bırakmak veya dozunu değiştirmek; kişinin sağlık durumunu bilmeden sosyal medyada önerilen bir diyeti uygulamak doğru değil. Özellikle kalp-damar hastalıklarında tedavi ve beslenme yaklaşımı kişiye göre değişir.
Dünya Kalp Günü vesilesiyle Dr. Emre Ertürk’ün dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de bu: Kalp sağlığı konusunda karar verirken sosyal medyanın popüler akımlarına değil, bilimsel kanıtlara ve kişisel sağlık değerlendirmesine güvenmek gerekiyor.
Çünkü herkesin kalp riski aynı değil. Ailede erken yaşta kalp hastalığı bulunan bir kişinin riskiyle, hiçbir risk faktörü olmayan bir kişinin riski aynı şekilde ele alınamaz. Aynı şekilde bir başkasına iyi gelen ilaç, diyet veya takviye sizin için doğru seçenek olmayabilir.
Kalbinizi korumak, internette gördüğünüz her öneriyi uygulamakla değil; kendi riskinizi bilmek, doğru zamanda değerlendirilmek ve tedavinizi hekiminizle birlikte planlamakla başlar.