İstanbul; dünyanın en güzel şehri…
Bunu hiç düşünmeden söyleyebiliyorum…
Lütfen birlikte düşünelim. İstanbul’u görenler bilirler, görmeyenlerde bilirler. Şöyleki; filmlerde dizilerde hep İstanbul görüntülenir ve İstanbul’un güzel boğazı…
Boğazda olduğunuzu düşünün, bir gemidesiniz, bu boğaz turu yapan bir gemi de olabilir, Beşiktaş – Kadıköy vapur hattıda olabilir. Özet olarak siz boğazdasınız, mavi suların üstünde etrafı izliyorsuuz.
Vay maşallah
Bu mutlaka söyleniyor. Nasıl söylenmesin öyle bir siluet varki, aklı baştan alıyor. Gördüklerinizin içinde hayaller saklanıyor.
Camileri görüyorsunuz, minareler ufka doğru yükselmiş…
Uzun yıllar önce bir Alman ressam arkadaşım bana şöyle demişti.
“İstanbulun resmini yapmaya bayılıyorum. Hiçbir yerde böyle bir panorama yok. Böyle camiler inci gibi sıralı değil.”
Doğru söylemişti. Eli fırça tutan her ressam İstanbul’un özellikle boğazın resmini yapar yâda yapmak ister… Çünkü çokgüzeldir, etkileyicidir, sihirlidir. Hayal ile rüya arasında gider gelirsiniz. Sizi düşünmeye yönlendirir. Sarayları gördüğünüzde hayalleriniz dahada genişler, kocaman olur.
Bir tarafta kışlalar vardır. Gece o kadar güzel ışıklandırılıyorki, kışlalar mabet gibi uzaktan size bakıyor… Kuleler nasıl anlatılır, buraların tanımı şiirlerle daha güzel olur ama ben böyle devam edeceğim.
Elbette İstanbul’un mimarisinde bir çok üstadın adı geçer.
Emek vermiş, mimarlar varır, mühendisler vardır.
Hiç kuşkusuz Mimar Sinan Vardır.
Mimar Mehmet Efendi vardır.
Birçok mimarın ismi geçer…
Birde ve özellikle Balyanlar vardır.
Balyanlar
Birçok güzel eserin mimari onlar…
Ben saydıkça bilmeyenleriniz şaşıracak, inanın… Bildiğimiz başkasına ait dediğimiz eserlerin bir çoğunda Balyan ailesinin isimlerinin geçtiğini göreceksiniz.
Osmanlının mimari faaliyetlerini yapan Hassa Mimarlar Ocağı sadece İstanbul’u değil 3 kıtanın büyük bir bölümünü camiler, külliyeler, çeşmeler, hanlar ve hamamlarla donatmıştı. Hassa Mimarlar Ocağı, Mimar Sinan zamanında altın çağını yaşamıştı. Osmanlının gerilemesine paralel olarakta zamanla geriledi. Öyle ki 1800’lü yıllara gelindiğinde Ocak, Osmanlı sarayının istediği mimariyi yapamaz oldu ve 1831’de lağvedildi ve onun yerine Ebniye-i Hassa Müdüriyeti kuruldu. Bu müdüriyet de bilgili mimar eksikliği yüzünden projeleri uygulamada sıkıntı yaşayınca devreye bir mimar ailesi olan Ermeni kökenli Balyanlar girdi.(alıntı)
Kayseri’liler inşatçıdırlar. Bu bilinir. Mimar Sinan’da Kayseri’lidir.
Balyanlar’ın memleketleri de Kayseri…
Kayseri’den büyük şehirlere ekseriyetle köylerde yaşayan erkekler çalışmaya giderler. Birçoğu önce düz işçi iken, sonrasında usta olurlar ve ilerlerler.
Benim tanıdığım böyle birçok müteahhit vardır. Muhteşem eserler yapmışlardır. Tabiki yanlarında mimarlar ve mühendislerde vardır ama bazen onların toplantılarına katılmışımdır, tüm samimiyetimle söylüyorum ki, bu konuda uzman olmuş kişilerle baş ederler hatta akıl verirler.
İnşaaçılık sanki Kayseri’lilerin kanında vardır.
Bali Kalfa da Kayseri’den İstanbul’a inşaatlarda çalışmak üzere gelenlerden.
İlk İstanbul’a tabiri yerindeyse o dokunmuş, sonra yapılan güzelliklere oğulları ilave olmuş.
Mimar bir aile ve yaptıkları birbirinden güzel eserler.
İstanbul denilince gözlerimizin önüne gelen birkaç silutte Balyanların imzalarını görürsünüz.
Ben biryerden sizlere onların yaptıklarını isimleri ile birlikte aktaracağım.
BALİ KALFA:
Bali Kalfa bir mimar değil bir inşaat onarımcısı. Bali Kalfa’nın, Krikor, Senekerim ve Bedros adlı 3 oğlu oluyor. Bunlardan Krikor ve Senekerim İstanbul mimarisi açısından özellikle önemli. İkisi Hassa mimarlarıdır.
KRİKOR BALYAN (1764 – 1831)
Padişah 3. Selim zamanında Hassa Mimarlığı görevine atandı.
Rami Kışlası, Davut Paşa Kışlası, Tophane Arabacılar Kışlası, Taksim Topçular Kışlası‘nı, Selimiye Kışlası‘nı da o yaptı. Nusretiye Camisi‘ni de Krikor Balyan yapmıştır.
SENEKERİM BALYAN (1768 – 1833)
Beyazıt Kulesi‘ni Krikor Balyanı’n kardeşi Senekerim Balyan yapar.
85 metre yüksekliğindeki bu kule, yangın kulesi olarak yapılır.
GARABET BALYAN (1800 – 1866)
Kuleli Kışlası‘nı ise Krikor Balyan’ın oğlu olan Garabet Balyan yapar.
Dolmabahçe Sarayı, onun en önemli eseridir.
NİGOĞOS BALYAN (1826 – 1858)
Dolmabahçe Sarayı’nın önünü süsleyen 27 metre yüksekliği olan ve 4 katlı Dolmabahçe Saat Kulesi Dolmabahçe Camii‘nin mimarı o’dur.
Ortaköy Camisi‘nin de mimarı olarak bilinir.
SARKİS BALYAN (1835 – 1899)
Sarkis Balyan bu ailenin en meşhur mimarıdır. 1873’te Şirket-i Nafia-i Osmanî adlı bir şirket kurar. Yaptığı birbirinden önemli eserlerden yaklaşık elli tanesi günümüzde hala kullanılır. Çırağan Sarayı Sarkis Balyan’a aittir.
AGOP BAYLAN (1838 – 1875)
Padişah Abdülaziz’in isteği üzerine Sarkis ve Agop Balyan tarafından yapılmış olan Beylerbeyi Sarayı… Sarayın yapımı 5 yıl sürer ve 5000 işçi çalışır. (alıntı)
İstanbul boşuna dünyanın en güzel şehri değil ki…
Emek verilmiş İstanbul’a,
Nakış gibi her taşı toprağı işlenmiş.
Nazan Şara Şatana
İlgili Haberler
Kadıköy Hasanpaşa’da bulunan İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde, yükümlü ve hükümlülere yönelik düzenlenen musıki ile terapi programları ilgiyle sürdürülüyor. Sanatçı Udi Mehmet Akçil ile icracılar Yunus Emirhan Kılıç ve Abdurrahman Yağcı’nın hazırlayıp sunduğu programa olan yoğun ilgi, yetkilileri ve katılımcıları memnun ediyor. İLGİLİ HABER SAPANCA’DAKİ BU SÖZDE BUNGALOVLARDAN UZAK DURUN! Yenilikçi bir eğitim ve iyileştirme […]
Ne diyeyim edebiyatın tarihini sanki Ruslar yazmış gibi; neyi okur, neyi beğenirsem altından Rus yazarlar çıkıyor. Takdir etmemek elde değil. Helal olsun adamlara… Nasıl bir anlatıdır, nasıl bir olay görgüsüdür, nasıl bir mesaj vermedir; yok böyle bir şey… Rus yazarlar; eserlerinde, işin sosyolojisini, felsefesini, psikolojisini, matematiğini çok iyi oturtmuşlar; toplumsal temelde her şeyi çok iyi […]
Yaklaşık iki aydır yardımların geçişine izin verilmemesi nedeniyle Gazze halkı bir kez daha felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya. Sınır kapılarının kapanması sonucu Gazze’de faaliyetine devam eden Türk Kızılay aşevinin de gıda stoku azalıyor. Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Bu trajedinin sona ermesi için, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanması hayati bir ihtiyaç. Gazze’ye […]
Cumhurbaşkanı Erdoğan KADEM Genel Kurulu’nda konuştu: “Kamunun ve özel sektörün tepe noktalarında daha fazla kadın görmeye alışacaksınız” Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen 5. Genel Kurulu’nda Av. Dr. Canan Sarı yeni Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Başkanlık seçimiyle birlikte KADEM’in 3 yıl boyunca görev yapacak yeni yönetimi de belirlendi. İLGİLİ HABER SOSYAL MEDYA VE MÜKEMMEL KADIN MİTLERİ, KADINLARI TEHDİT […]