MENÜ ☰
Volimax
Pilot Garage Kartal
Kadıköy Gazetesi » Flaş, Genel, Toplum » Yılmaz Güney, Nebahat Çehre İçin Trenin Önünü Bu Otomobille Kesti!
Yılmaz Güney, Nebahat Çehre İçin Trenin Önünü Bu Otomobille Kesti!


Yılmaz Güney, Nebahat Çehre İçin Trenin Önünü Bu Otomobille Kesti, Mahir Çayan’ı Bagajında Sakladı!

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği, “Yeşilçam Sinemasına Saygı Günleri” kapsamında konuk ettiği Ediz Hun, İzzet Günay, Göksel Arsoy gibi unutulmaz usta oyunculara hazırladığı sürprizlere bir yenisini, belki de en ilgincini ekledi ve Yılmaz Güney sansasyonlarının odağındaki 1966 model Buick Riviera marka otomobilin izine ulaşarak herkesin merak ettiği otomobili gün ışığına çıkardı. Bu otomobil Yılmaz Güney’le adeta yıllarca macera dostluğu yapmış ve unutulmaz anekdotlara konu olmuştu. Çirkin Kral lakaplı Yılmaz Güney, sineması kadar kişiliği ve yaşadıklarıyla da her zaman ilgi çekmeyi başarmıştır.

Deli dolu bir yaşam öyküsünde yer alan maceraları bugün bile çoğumuzu heyecanlandırıcı niteliktedir. Bu maceralardan birin de Yılmaz Güney, yönetmenliğini  Erdoğan Tokatlı’nın yaptığı 1966 yılı yapımı “Eşrefpaşalı” adlı filmin Beylerbeyi’nde bir yalıda çekimi esnasında, nişanlısı eski Türkiye güzellerinden Nebahat Çehre’nin kafasına rakı kadehi koyar ve 20-25 metreden gerçek mermili bir tüfekle kadehe ateş eder. Bomba gibi patlayan tüfek sesiyle birlikte, Nebahat Çehre’nin başındaki bardak tuzla buz olur. Kısa süreli bir sessizliğin ardından set, çığlık ve alkış sesleriyle inler. Nebahat Çehre ise yerinde hareketsiz durur ve boş gözlerle çevresine bakar. Ancak Yılmaz Güney yanına geldiğinde şoktan kurtulabilir, başını Güney’in göğsüne yaslar ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar.

Yılmaz Güney’in bu tarz olaylarından bunalan Çehre,bir gece kendisini terk eder ve trenle Eskişehir’deki teyzesine doğru yola çıkar.Güney,kendisini terk eden eşi Nebahat Çehre’nin bindiği Eskişehir trenini takip eder ve Bilecik Vezirhan’da 1966 model Buick Riviera marka otomobiliyle bir makas bularak raylara çıkar, aracın farlarını yakar ve trenin gelmesini beklemeye başlar.İstifini bozmadan araçla rayların üstünde bekleyen kişiyi gören makinistler çarpmaya ramak kala durdurabilirler treni. Bir hışımla trenden inen makinistler, Yılmaz Güney’i görünce “Hayrola Ağabey?”derler. Güney ise “İçeride bir emanetim var, onu almaya geldim” der ve Çehre’yi trenden alır İstanbul’a geri dönerler.

araba-yilmaz-guney

 

Yılmaz Güney’ in en büyük rolü ve oyunculuğu Mayıs 1971’de sahnelenir. İsrail başkonsolosu kaçırılmıştır ve THKP-C önder kadrosu her tarafta aranmaktadır. Yılmaz Güney Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve Oktay Etimen’i arabasında gizleyerek evlerine götürürken, yolda çevirme yapan asker Yılmaz Güney’i durdurduğunu anlayınca, arama yapmaz ve devam etmesini söyler. Arabayla evine getirdiği Mahir Çayan ve arkadaşlarını evinin çatı katında saklar. Akşam kapısı çalınır, evinin her tarafı kuşatılmıştır. Kapıyı çalan subay ‘’anarşistleri arıyoruz’’ der. Yılmaz Güney ise gülümseyerek parmağını yukarı doğru kaldırıp “Çatıda saklıyorum’’ der. Bu cevaba subay da güler ve Yılmaz Güney’ in bu blöfüne aldanıp, iyi akşamlar dileyerek arama yapmadan ayrılır evden. İşte Mahir Çayan ve arkadaşlarının bagajında saklandıkları otomobil,yine Yılmaz Güney’in 1966 model Buick’idir.

Yılmaz Güney kendisinin senaryosunu yazıp yönettiği 1969 yılı yapımı “Bir Çirkin Adam” filminde başrolü Süleyman Turan’la paylaşmış ve bahsi geçen Güney’e ait aracı usta aktör Süleyman Turan da kullanmıştı. Bu etkinlikte yıllar sonra yine aynı aracı kullanarak o günlere geri giden Turan’ın kendisi de ilk ödülünü 1971 yılında Adana Altın Koza Film festivalinde yine bir Yılmaz Güney filmi olan “Yarın Son Gündür” adlı filmle almıştı. Etkinlikte konuşan usta oyuncu Süleyman Turan duygularını şu şekilde ifade etti: “Yeşilçam’da çalışmadığım oyuncu kalmadı ama Yılmaz’la oynamak beni hep heyecanlandırmıştır. Kendisiyle sanırım 5-6  filmde karşılıklı oynadık ve birbirimize çok şey öğrettik.

Yılmaz tam bir sinema aşığıydı ve mücadelesini bu yolla vermeyi yeğlemişti. Kendisini hasretle anmamıza ve beni 45 yıl öncesine götürmeyi başaran İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’ne saygı ve sevgilerimi sunarım.” İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği Başkanı Serkan Okay ise tarifi mümkün olmayan saatler yaşadıklarını ifade ederek şunları söyledi: ”Gerek Yılmaz Güney, gerekse Süleyman Turan yerleri asla doldurulamayacak çok önemli değerlerdir. Bugün sadece bu iki isimle birlikte olmamıza vesile olması gerekçesiyle bile klasik otomobillere tutkuyla bakabiliriz.

Bir döneme damgasını vurmuş birer tarihtirler onlar.Bu araçlar hepsi birçok hikayenin şahididirler adeta ve yaşanmışlıkların birer gölgesidir.Böylesine önemli anekdotların sırdaşı olan otomobili,merak edenleriyle paylaşabilmek bizlere büyük haz verdi.” Program daha sonra Süleyman Turan’ın filmografisinden derlenen görüntü kolajının İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği Üyeleriyle birlikte izlenmesi ve Süleyman Turan’ın Yeşilçam anılarını İKOD üyeleriyle  paylaşmasının ardından son buldu. İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’nin izini sürdüğü ve birçok macerada odak olmuş 1966 model Buick Riviera marka otomobil, mevcut anılarına yenilerini eklemek adına sabırsızlıkla  yeni sahibini bekliyor.

 

 

Galeri
📆 22 Nisan 2013 Pazartesi 14:17   ·   💬 0 yorum   ·   ⎙ Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABS Kör Kalıp
Şeref Bey Döner

KADIKÖY'DE HAVA

İSTANBUL

BLOG

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.

BAĞLANTILAR