MENÜ ☰
Volimax
Pilot Garage Kartal
Kadıköy Gazetesi » Flaş, Kültür-Sanat » Tablolarıyla Namaz Hikâyeleri
Tablolarıyla Namaz Hikâyeleri


“Namaz Gönüllüleri” halkasını artırmak için her gün yeni bir çalışma yeni bir seferberlik yapılıyor… Yayın hayatına yeni kazandırılan Tablolarıyla Namaz Hikâyeleri kitabında da Ressam Arif Ergun tarafından resmedilmiş 41 tablo ve yazar Nesrin Çaylı tarafından kaleme alınmış 33 hikaye bulunuyor.
Tablolarıyla Namaz Hikâyeleri kitabında, Kimi kelâmıyla, kimi kalemiyle, kimi de fırçasıyla bu sevdasını paylaşıyor. Ressam Arif Ergun, İki yıl boyunca çalıştı. Urve bin Zübeyir`in, Abbad bin Bişr`in, Bayezid-i Bestami`nin, Bediüzzaman Said Nursi`nin ve günümüzdeki nice namaz kahramanının muhteşem namazlarını resim sanatıyla anlattı. Dünyada bir ilki gerçekleştirdi ve “Namaz Resimleri Sergisi” açtı.

Ve Yazar Nesrin Çaylı : “Bu huzurlu ve huşûlu seferberlikte ben ne yapabilirim?” diyerek namaz seferberliğine katıldı. Namazın her zaman ve her zeminde engel tanımayan yüceliğini gösteren resimler üzerinde aylarca çalıştı. Yaşanmış namaz tablolarını enfes üslubuyla hikâyeleştirdi.

Kitabın yazarlarından Nesri Çaylı ile yaptığımız röportajın ayrıntıları şöyle:

Yazar Nesrin Çaylı, Namaz Gönüllüleri Platformu’nun çalışmalarını kurulduğu günden itibaren heyecan ve dualarını katarak takip ettiğini belirterek: “Bu takibin benim için anlamlı bir gerekçesi vardı. Çünkü ben, -dokuz yaşından beri namaz kılan ve fakat otuzlu yaşlarında namaza (kıldığım halde) başlayandım.- Bu gerekçem karmaşık görünebilir. Ancak; düzenli ve tertip biçimde namaz kılmanın namazı keşfetmek, onunla hemhal olmak anlamına gelmediğini anlamıştım…”diyor.  Bir miras yedi gibi bu lûtfu layıkıyla tasarruf edemeden sadece kılma eyleminden ibaret olduğunun pişmanlığı yüreğimde bir yüktü açılamasını yapan Çaylı, bakın duygularını nasıl dile getiriyor: “… Ben hiç fasılasız çocukluğumdan beri namaz kılıyordum ama namazın içine girip ona bürünemiyordum. Namazın içinde yitip gidemiyordum. Bu nedenledir ki hep yaptığım bu armağan hükmündeki ibadetime yineli ama yenidenli bir başlangıç yapmalıydım. 2008 yılında Platforma tebriklerimi ve gönüllü olmak isteğimi bildiren bir e-posta yazdım. Bu sancılı seslenişim dualarımın kabulü gibi bir cevap buldu…” Ve sorduğumuz diğer sorulara aldığımız diğer cevaplar…

Tablolarla namaz hikâyeleri kitabının sizce en önemli özelliği nedir? Neden böyle bir kitap yazma ihtiyacı duydunuz?

Kitabın en önemli özelliği, sanat dili ile teolojik bir tema olan namazın tebliğidir. Resim ve edebiyat sanatının tebliğ vasıtası olarak kullanılması İslam dininin barındırdığı hassasiyetleri ve estetik zarafeti gözler önüne sermek için uygun bir dil oluşturmasıdır. Bu güne kadar namaz fıkhı mecrada, emir ve nehiyleri ile tebliğ ediliyorken, bu çalışma ile namazın, teoriden pratiğe inmiş halini öykülerle ve tablolarla izahlandırılması şık ve önemli bir tercihtir.

Neden böyle bir kitap o zaman?

Elbette ihtiyacını duyduğum dünyevi uhrevi hayatımızın saadet anahtarı olan namazı, edebiyat alanından öykü ile okura ulaştırmayı diliyordum. Ancak bu temennim hayata geçmekte diğer sanatsal faaliyetlerimin yoğunluğu nedeni ile erteleniyordu ki, “Namaz tablolarının” yapıldığı ve öykülerini kaleme almamı istediklerine dair teklif geldi. Zaten var olan ve fakat ertelenen bu ihtiyaca dönük isteğim sağlam bir teklif ile hayata geçme adına hız kazanmış oldu.

Kitabın önerisi kimden geldi?

Henüz sergi resimleri tamamlanmamışken Cemil Tokpınar Hocamız; tuvallere aktarılan namaz resimlerinin hikâyelerini yazmamı önerdi. Bu teklif benim için bir yazım önerisi değil; bir hastanın ihtiyacı olan reçete hükmündeydi. Sergi gerçekleştikten, tuvaller üzerinde kalbi, zihni etüdümü yaptıktan sonra hamd ve heyecanla çalışmalarıma başladım. Her bir satırın muhatabı olarak kendi nefsimi aldım. Ve uzunca bir çalışma sonunda 33 hikâyenin kâh okuru, kâh müstefidi, kâh kahramanı oldum. Her bir hikâyede kendimi başka diyarlarda buldum.”…

Aynı zamanda renklerle aranızın iyi olmasına rağmen bu sefer sadece yazı yazmayı tercih ettiniz, tablolar Arif Bey tarafından yapılmış, bunun özel bir sebebi var mı?

Evet, ben de Ressamım. Renklerle ve sanatla bağım kuvvetli olduğu gibi “Nesrin Çaylı Sanat ve Okuma Evim”de hanımlara ve çocuklara sanat ve genel kültür dersleri veriyorum. Ancak önce Arif Beye tabloların yapımı teklif edilmiş ve gerçekleştirilmişti zaten. Proje bana geldiğinde yapılmış tablolara öykü yazmam isteniyordu. Kitabın raflara inmesinden sonra, okurlardan birçok namaz hikâyesi ulaşıyor e_posta ile bana. İlerleyen zamanlarda, namaz anahtarı ile saadet kapılarını açmış okurlarımın hikâyelerini, hem resmedip hem kaleme alabilirim belki…

Günümüzde en önemli eksikliğin namaz olduğunu mu ya da daha fazla ihtimam  göstermemiz gereken bir ibadet olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Günümüzde en önemli eksikliğin aidiyetsizlik ve inanç zafiyeti olduğunu düşünüyorum. Etrafımıza baktığımızda, yüce bir makam, zamanlama, dinamizm, sosyal duruş, terapi, teselli, maddi manevi itminan armağan eden namazdan başka ne gösterebiliriz. Yine etrafımıza baktığımızda böylesi muhteşem ve çok kapsamlı insan ruhunu tatmin edebilecek başka ne bulabiliriz? Bence bulunabilecek her bir şey nakıs kalacaktır, namazın insan ruhunu besleyen muhteşem ikramlarından… Bu nedenledir ki yapılan teklifi kabul edişimde, hem ibadet şuuru hem bu çok yönlü armağanı hatırlatma iştiyakı barınıyordu.

Daha fazla ihtimam göstermemiz hususuna gelirsek?

İman ve inanç düzleminde doğal bir akış yeterlidir aslında. İş ki o doğal düzlem içinde var olabiliyor muyuz? Kendimizi imanı ve ameli noktada o platforma yani İslami yaşama aidiyet kesp edebiliyor muyuz? İman malumdur ki amele yansımadıkça dil ile ikrarda kalır ve kalp ile ikrardır imanı ameli yolculuğa sevk eyleyen. İşte belki bu sorgulanabilir. Çünkü her bir öykümde buna değinmeye ve fakat yaşanmış birçoğuna bizatihi şahit olduğum olaylarla değinmeye özen gösterdim. Talip olmalı ve talebeliğe bürünüp öğrenilenlerin uygulanması noktasında hassasiyet göstermeliyiz. Camiyi, namazı bilmeyenlerimizden çok, namazı ve münferit manevi ihtiyaçlarımızı ve camiyi dolayısıyla cemaati ve dahi cemaatin sosyal duruşumuza etkisini ve sonuçlarını sunmayı diledim. Namaz Rabbin biz kullarına bir farzı, ancak namazı kalbi itminan ile anlamaya gayret gösterdiğimizde bir emrin nasıl bir armağan olduğunu ve tek bir armağanın hayatın ve ötelerin ne çok alanına sirayet edecek bir güzellikler manzumesi olduğunu görebileceğiz.

Hikâyelerin yanında tablolarda sadece bu kitap ve sadece bu hikâyeler için yapıldı sanırım, biraz o konuda da bilgi alabilir miyiz?

Evet, Cemil Tokpınar Hocamız zihinsel olarak bu projeyi kurguluyor. Önce Namaz Tabloları Arif Ergün beye öneriyor ve sonrada bana öyküleri yazma teklifini getiriyor. Bu nedenle “Tablolarla Namaz Hikayeleri” kitabını doğuran süreç başlıyor. Bir ekip çalışması olması adına da “Tablolarla Namaz Hikayeleri” kitabı önemli bir duruşa sahiptir.

Hayatta öğrenci olmak mı ya da öğretmen olmak mı daha iyi?

Her mü’min ve mü’minenin üzerine emr-i bil mağruf nehyi anil münkerin farziyetiyle hem öğretmek hem öğrenmek faz kılınmış asli bir görev. Birini diğerinden üstün tutmak için ya öğrenmekten vazgeçmeliyim ki; öğrenmeden ne öğretebilirsiniz diye bir soru sorarlar da cevapsız kalırsınız. Peki öğrendikçe ne yaparız sorusuna da elbette ki paylaşır ve hayra vesile olmanın mutmainliğini yaşarken düzelmenin, güzelleşmenin, donanmanın sorumluluğu ile paylaşırsınız. Bu durum birbirini tetikleyen entegre bir akıştır.  Öyle sanıyorum ki ömrüm yetmişlere dayansa da bu dönence içinde öğrenerek ve öğretecek kalmak duam olur. Talebe ruhunuzu yitirdiğinizde birikme süreciniz sonlanacaktır. Bu hem insani hem kul olma noktasında nakıs bir duruşun tezahürü ile azalmayı getirecektir.

Gelecekte yeni hedefler var mı? Neler var projelerinizde?

Şu anda namazın hayatımıza yansıyan ikramlarını, fert, aile ve toplum üzerindeki tesirlerini içimizden biri olarak ve kendi ferdiyetimi kendi ailevi ortamım ve yine içinde soluk aldığım çevremden gözlem ve ihtiyaçlar perspektifinden değerlendirdiğim bir roman çalışma üzerinde çalışıyorum. Ayrıca Sanat ve Okuma Evimin hanım öğrencileri ile çok yakında gerçekleştirdiğimiz “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer” isimli Osmanlı mimarisinin zamana meydan okuyan eserlerini rölyef tekniği ile tablolaştırarak bir sergi gerçekleştirdik. Bundan sonra ki dönemlerde asli kaynaklarımıza dayalı sanat sergileri gerçekleştirmek ve bu sergi gelirlerini biiznillah sosyal sorumluluk projesi halinde kurgulayarak gerek yurt içi gerek yurt dışı Müslüman kardeşlerimizin yarasına merhem olmak dileriz.

Öğrencileriniz var, neler yapıyorsunuz, öğrencilerinizle?

Yine 9_17 Yaş  grubu kız öğrencilerimle adab_muhaşereti şiir ezber ve yorumi genel kültür gibi etütler yapıyoruz. Oluşan performanslarımızı yaşan ve kaybettiğimiz ancak dizeleriyle ve isimlerini yad ederek özlem giderdiğimiz şiir dinletileri düzenlemeyi diliyorum. Ve daha fazla çocuğun kalbinde şiiri yeşertip gerek sanat, gerek edebiyat ve gerekse kendi değerlerimize dayalı genel kültür yolculuğumuza devam ederek, hayatın estetik şifrelerini çözmek gayretinin beni hiç terk etmemesini diliyorum.

Sesime, sözüme kulak verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Röportaj: Fahri Sarrafoğlu

📆 04 Ocak 2011 Salı 11:13   ·   💬 0 yorum   ·   ⎙ Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABS Kör Kalıp
Şeref Bey Döner

KADIKÖY'DE HAVA

İSTANBUL

BLOG

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Üzgünüm, şu anda etkin anket yok.

BAĞLANTILAR